Bi de gladyatör dövüşlerinin dini bir ritüelle başlamış, sonrasında eğlence amacına hizmet etmiş olduklarını bilmiyordum. Öğrenmek güzel bişi.
Salı, Temmuz 31, 2007
kısa kısa
Dün Antalya'daydım. Pek sevgili lavenderciğimden Emir Beyciğimin telefon numarasını aldım sonra o kuzenimsi bir arkadaşını aradı, yine internette tanıştığım sevgili lucy ile birlikte gavur ölüsü tabir edilen ağırlıktaki çantalarımızı bu yüce insan birkaç saat arabasında tuttu, bize gidilecek yer önerdi... Antalya'ya yaz aylarında insanların neden akın ettiğini anlayamadım. İlkbaharda git hadi dahası Eylül'ün ilk yarısında git. Niye nefes alamayacagın bir havayı solumaya gidiyorsun. Olympos sahillerine klabalık diyen bizler bir kez daha şoka girdik, çıkamadık. Ama şehrin Kaleiçi bir harika bir süper. İnsanlarda beni Polonyalı sanma hastalığı başlamış sular seller gibi Türkçe konuşuyorum yine poliş oluyorum gözlerinde. Ne diyem mahmut mu diyem.
Bu sabah atalarımızdan tek farkımız at yerine otobüs kullanmamız idi. Otogarda uyuduk, ablamı karşıladık. Selçuk'a yollandık. Efes'te son nefesimizi verecektik. Yediuyurlar, Meryem Ana Evi, St. Jean Bazilikası, İsa Bey Camii, Efes Müzesi'ni gezdik. :Yarına sadece Artemision'ın minicik kalıntısı kaldı. İzmir'de yaşayan insanlara tilifon numaramı vermek istiyorum =p
Durunca midemi bulandırıyor dünya. Kişi başı on yeteleden süper temiz hatta duş ve tuvaaaleti içerde olan bir pansiyon bulduk ya da onlar bizi buldular sıcaktan ölecekken bir amca bizi gideceğimiz yere kadar klimalı aracı ile bıraktı hatta bizim için yolunu uzattı. Taksi 55 yetele tuttu amca sadece 30 aldı.
Beni depresyondan çıkarmaya çalışan tüm insanlara teşekkürü borç bilirim. Kampta gördüğüm kirpi ve Bazilikadaki kaplumbaganın da yeri ayrı. Kayışı kopardığımı söyleyen sevgili kamp yöneticimiz, kızların cesaretinden dem vuran ve bizim susuz kaldıgımızı düşündüğü için taksiyi kenara çekip koşarak su alan taksici bile şu an çkkkk sevimli geliyor.
Hafızam dibe vurdu. Bu kadar ayrıntı hatırlayan ben gibi bir insan her beş dakikada bir cüzdan fotoraf makinesi terlik ve hatta koccaman çantaları nasıl kaybediyor, hayret.
Bu yazının başında andığım, teni saçları kadar güzel Lavenderciğime, beni Antalyalarda yalnız bırakmayan Emir Beyciğime, bir de ver gazı ver gazı yapan ve sanırımşu an sürtmekte olan deryikciğime de teşekkür ettim.
Vapurlar filan ehehe çok aptalca bi yazı oldu.
Yarın ne yapacağını bilmemek güzel bir duygu imiş. Durma dünya durma dööööön! Midemi bulandırma!
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:52 PM
6 kisi lafa karisir
Pazar, Temmuz 29, 2007
breh breh
Masada çok güzel yemekler var farzet. Süpper yemekler yapmışız, içkimiz, mezemiz, salata malata her şeyimiz hazır. Hatta biz de bulutlarda büyümüş, bir gece bir yıldıza tutunup Boğaz'a nazır bir bahçede kirli beyaz muşambaya iniş yapmış çıplak çocuklarız.
Her şey çok güzel. Tam kurguladığım hikaye gibi.
Snra birden masanın ortasının boş olduğunu, muşambanın ortaya doğru çekildiğini, hani hafif girdabımsı bişi, her şeyin birbirine karıştığını içkilerin döküldüğünü bardakların kırıldığını ve masanın bir savaş alanına döndüğünü, en kötüsü de yok oldugunu düşün.
Aha hayatım şu an tammm anlamıyla öyle.
Gündüz hamakta sallanıyor, yeşile bakıp işte bu minik çıplak bulut çocuklarını hayal ediyordum. Yıldızlara bağlı örümcek ağlarıyla yıldız yıldız gezegen gezegen dolaşırken Pluto'ya da bir sevgi ziyaretinde bulunuyordu miniklerim. Gülüyordum. Sonra kalktım Phaselis'e gittim. İnsan kalabalığı. Iııııh. Sonra Olympos'un kalabalık sahilinde vakit geçirmek zorunda kaldım. Ruhum emekli olmuş hayattan. Sukunete ihtiyacım varmış.
Oturdum ağladım çadırda. Bravaaa brava. Orhun geldi. Pattadanak. İkimizin de haliyeti ruhiyeti çok iyiymişçesine. Hayır Lucy görse bi sarıliim mi deyip sarılır hemen, biliyorum. Orhun bunu demeden sarıldı. Bak ne güzel dokunmak. Hadi noooldu dedi, en güzeli gözyaşlarımı öptü. Oha çok güzel. Tam yanağım diil mesela, tam pınarlardan akmaya başladıkları nokta. Hani gözlerimi öptü gibi ama aslında gözyaşımı.
Ve sonra alabora oldu gemimiz. Şimdi vatozcuklarla yaşıyoruz, birinin kuyrugunu kalbime sokacagı anı bekliyorum. Yukarda benim çocuklarım, çok sıcak olunca nemli bulutlara yatıyorlar. Ben nefessiz kaldıkça tuzlu su yutuyorum. Göremiyorum onları. Derin ve koyu mavi bir su. Kumdaki minik delikcikleri, balık yuvacıklarını görüyorum. En azından bu güzel.
Yerimde duramıyorum. Durdukça dünya midemi bulandırıyor. Ah aynı sorun yine. Bu kadar aksi olmama rağmen bu kadar talep niye? Arz yok ki ortada, hem benim talebim de yok. Israr edilmesin ki. Isrardan öncesini bile keselim. Bir kirpi görüp tikenlerine rağmen onu mıncırmaya çalışalım, gözlerimiz ağlamayı unutsun.
Hiç yakışmıyor bu havaya bendeki bu hava. Gerçi şu sıralar bana hiçbir şeyin yakışmadığına dair bir his var içimde ama... Resmen hayatı ıskalıyorum. Ama hayat sektirmiyor direkt on ikiden vuruyor. Teşekkürler hayat, kıçıma dart tahtası çizdiğin için.
Yarın Antalya'ya insem. Sonra İzmir'e Efes'e gitsem orda nefes alsam bir gün? Sonra koşarak kaçtığım İstanbul'u içsem biraz daha? Ah sırtımdaki bu çanta çok ağır olmasa Assos'a da uğrardım ben yalnız başıma. Birkaç gün İstanbul ve sonra Antep. Oooh para bok saten.
Durdukça midemi bulandırıyor dünya
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
4:48 PM
3 kisi lafa karisir
Perşembe, Temmuz 26, 2007
BirGün!
Ütopya ismi işte.
O değil de, http://birgun.net/bolum-70-haber-45703.html#haber_basi
BU!
Evet yazım çıktı dünkü Birgün'de. Yazımı tanımak zor oldu ama olsun. İlk yazı bu hem. Soyadımı yanlış yazmalarına bile çemkirmiyorum.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
4:03 PM
11 kisi lafa karisir
Salı, Temmuz 24, 2007
aspasmos
Seçimlere sinirlendik biz burda yedik bitirdik gasteyi aradık mangaldaki köfteler bogazınıza takıldı mı dedik.
Cok güldük çok hüzünlendik.
AMAAAAAAAAAAA
yazmıyorum.
Düşündüm de son birkaç ayımı kötü geçirmişim. Sürekli üzül üzül üzül. ÜZÜLDÜM YAHU. Hayır hala üzgünüm hala içimdeki emekli gençler arasına karışmayı hatta yanda DEM çalarken ve radiohead creep calarken bile GÖLGE'ye gitmeyi reddediyor. Hamakta sallanırken bakıyorum gözlerimden damlamamaya çalışan damlacıklar da bi o yana bi bu yana sallanıyo. Yani ne bileyim hüzünlü orospuyum ben yine. Otobüste sürekli ağlar gibiydim. Oysa artık bak yazarken bile bir soyutlayabilme hali bende.
Kıstım ateşimi. Hüznü de en derine kapadım. Bilirsiniz kendisi karanlıkta artar. Çorba yapıcam ondan hüzünlü orospu çorbası sonra da onu denize dökücem.
Deniz demişken...
Evet biz Çıralı'dayız. Olymposta olmadıgımız için çok mutluyum. Çok insan var Olympos'ta. Bende de emekli ruhu. Hani ruh dediğimi de bilirsiniz fff.
Çadırda kalamıyoruz zira cayır cayır. Sabah sekizde ayaktasın gece üçe kadar giremiceksin. O zmna kadar hamak kitap sedir soguk su sedergine güneş deniz kum ve denize yansıyan dagdaki agaclar... Esince canını yakacak kadar sıcak esen bi rüzgar. Esmeyince mangaldaki pirzola hissi.
Denize her girdigimde gülümsüyorum. Mut böyle insana gelen giden bişi. Oysa denize girmeden on dakka önce hamakta gözlerimdeki yaşları sallıyordum.
Kimse bilmez şekerim. Teoman'ın bu kadar güzel bi şarkı yapabileceğini de kimse bilmez. Yüzüm gözüm toz toprak yağmurların yıkamaz yani.
Düşündüm de düşünmeyi evde bırakmalıyım. İlkay Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı birkaç saatte okudu, şimdi benm Essential Eng Swear Words kitapcıgıma taktı. Ben P.Magden'in son ktiabını okudum, Bizans'ta Kayıp Zaman'ın birkaç öyküsünü okudum. :ok sevgili bi insanın hediye ettiği ArkeoAtlas'ı karıştırdım. Aşagıda bahsettigim liste kitabını da denizde okuyorumö hos seyler var. Murat Belge'nin eline su dökemese de... Arrrtı bi de bugun Bir Düğün Gecesi'ne başladım A.Ağaoglu'nun.
Kitap hamak.
Daha ne istiyorsun gözümdeki nem.
Belanı mı.
Şimdi de sahile gidip skinny dipping yapıcaz. Ayrıca Orhun ve İlkay'ın tüm laf sokmalaqrına, istemiyoruz yaaa cemkirişlerine rağmen denizde heeeep üstsüzüm, mutluyum. Lucy'nin de wildest animal species olarak ilan ettigi turkish men'e rağmen. Bu bikini izlerinden kurtulacaz gencler. Hem çok saçma kadınların memelik kullanmak zorunda olması. dimi yani.
öÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖzgüüüüüüüüürlüüüüüüüüük
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:42 PM
0 kisi lafa karisir
Pazar, Temmuz 22, 2007
Türkiye'de Ölmeden Önce yapmanız Gereken 101 Şey
adlı kitabı almamak ile başlayabilirsiniz. Ben aldım, neremle güleceğime şaşırıyorum. Niye Kırım'a gitmekte bahsediyorsun, niye favori 101 filmini yazıyor ve dahası I. Konstantin'in -hani şu Hıristiyanlığı kabul eden ilk Roma mparatorunun MÖ evet evet resmen İSADAN ÖnCE 337'lerde yaşadığını söylüyorsun... Ölmeden önce yapmamız gereken bir şey de seni evire çevire dövmek mi, döverseniz aklım başıma gelir, saray kalıntısına dehliz demem mi demeye çalışıyorsun ağabeyciğim?
Kuşe kağıda baskı, güzel reklam filan işe yaramıyormuş değil mi sevgili Akdoğan Özkan? İnkılap Yayınevi de bi tarih bilene kontrol ettirseydi keşke. Aman aman, içinde iki üç tane güzel şey olsun misal Mardin'le ilgili bilgi filan var, onlar yetsin bari.
Konstantin İsa'dan önce dördüncü yüzyılda yaşamış, hı?
Vay be. Yaşlandım bir anda. Yoksa gençleştim mi demeliydim. Buna göre bizler 15. yy'da fila oluyoruz da. Hay Allahım ya.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
1:30 PM
3 kisi lafa karisir
Çarşamba, Temmuz 18, 2007
Bağlantısız aday obdurruman
ehehehe şaka gibi...
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
1:07 AM
2 kisi lafa karisir
Salı, Temmuz 17, 2007
babba
Uyuz bir abi de olsa kapıda, ben bugün babamı gördüm. Yemek boyunca karşıma oturdu. Çok güzel güldü, çok güzeldi. Çok süperdi. Süper baba böyle bişi azizim.
Gasteye yaz dedi tarih! Büyük Saray'ı yaz yayımlayalım dedi. Sevindim. Salak gibi yazacak konu arıyordum. İlkay ve Deviin'in birer yazıları çıktı çünkü. Benim neyim eksik, ey bunu okuyan genç senin neyin eksik? Bişiler yaz, BİRGÜNde yayımlayalım. Benimle irtibata geçn, ben de kiminle irtibata geçeceğinizi söyleyeyim. Aklıma ilk düşen sevgili ikinehir oldu. Ama bu başka kimse yazamaz demek değil. Azcık sarhoşum laı dolandırdığımın farkındayım.
Ben bugün anneyi gördüm... Süper kadın. Çok sevmliydi yine. ROmanını okcam. Hıh. Romanını şimdiye kadar okumamam ayıp!
Bağımsızlara tepkiler konulu bi sohbetin içine düşüp istda yaşayıp ÖDPye oy verebilen tek insan olmam üzerine çevrilen geyiklerde gülümsedim. Bira içtim çiş yaptım.
Sonra QM efendiyle buluştuk, ona çanta taşıttım. Uyuyabilirdim bile ama nazik biriyim =p
Ya ben babamı çokkk seviyorum ey okuyucu. Bakıp bakıp böğüresim geldi. Mor Külhani olmasın babalar babalıktan usulca çekilmesin. Çok seviyorum ey okuyucu, sarılıp öpesim sarılarak ölesim geliyor.
AAAAAAAAAAyh ayh azizim. Yazım da çıksın havamı da atayım değil mi =P O değil de ben babamı çok seviyorum içim içime sığmayı reddediyor. Hem babam ilkayı ünlü yapıcak daha =P İlkay da benim çantamı taşıcak. Biz anlaştık. Ben de sarhoşum.
Ha bir de ben babamı o ofise girip babaaaağğğ diye hönkürerek herkesin bakışlarını üstüme çektiğim anki kadar çok seviyorum her bir an. Söylemiş miydim
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
12:48 AM
6 kisi lafa karisir
Pazartesi, Temmuz 16, 2007
Bıkbıkbıkkıııııııııııınlık
Dün oturdum hönküre hönküre ağladım. Tabi şu an geyik yapma kanallarım açılmış olsa da o an için azcık fenaydı. Her şey üstüme geliyor ve ben sıkılıyorum, gömülecek bir yer arıyorum. Hani kafasını gömünce götü açıkta kalan devekuşu portresi çizmek istiyorum.
Sanırım bugün yine kimliğimi almayacağım. İşin güzeli hala panteloooooon da almadım. İlaçlarımı almadım. Çantamı bile almadım. İstanbul'da geçirilen bir hafta ve bin insandan bin sitem sonucu yine bende kaçış isteği.
Gidelim buralardan dayanamıyorum.
Her şeyimi okulda bırakmanın dayanılmaz hafifliği ile duş alıp okul yolunu geri yürüyeceğim sanırsam.
Yazacak çok şey var ve ben orman yangınlarına bakıp ağlamakla zaman geçiriyorum. Göbek atan insanların olduğunu bilmek daha da acıtıyor.
Kimlik yok, para yok, vücudum kıpkırmızı hatta yer yer mor -güneş yanığı- -beyaz tenliler beni dinleyin güneşin alnında 10 faktör bişi demek değil. Yüzümüze sürdüğümüz 50 faktörü tercih edebilirsiniz yoksa Türk bayrağı direkt.-, mut yok, kesici biçici alet yok, yapacak çok iş var, bir de bıkkınlık, üstüne de bol alkol ve yine de uyuyamama.
Daha annemle babamı görmedim ben. Bir de normal olarak onların sitemleri var.
ÇÇÇÇOK mutsuzum be atam olsun bu da. Vapura binsem açılırım belki. Hah bi ona vakit bulamamaktan şikayet etmiyordum, bir nedenim daha olllllduuuu
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
11:22 AM
3 kisi lafa karisir
Perşembe, Temmuz 12, 2007
*Polisleri gerçekten sevmediğimi fark ettim. Şahıslarına bir uyuzum olmayabilir, polis olup arkadaşım olan insanlar olablir. Ancak sokakta travesti doğramalar, içkili genç avlayıp tokatlamalar (Daha bu akşam birine vurduklrını ve çevreye de ne bakıyonuz ulan diye hönkürdüklerini gördüm hani sevecen bizi koruyan polis abilerin) arttıkça ters orantılı polise sempatinin azalması da benim suçum değil.
*Ben oy kullandım. Havaalanında bağımsızlar yoktu. Buraya gelsem de hiç oy kullanamayacaktım. Oyum ÖDP'ye gitti.
*Bir mail aldım benim gibi arkeoloji manyağı birinden, blogumdan bulmuş beni çok sevindim. Sekiz kolumun en az biriyle sarılmayı düşünüyorum hanfendiye.
*Canım acıyor yahu, yazmıyorum. Acır dimi. Yazmıcam işte.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:43 PM
0 kisi lafa karisir
Çarşamba, Temmuz 11, 2007
Şimdi bazen
Şey oluyor... Hani biz köpek gibi okuyor, delicesine gezmek istiyoruz ya... Sonra aradan biri çıkıp bana "Sultanahmet'e gidecekseniz tarihi köfteci var orda, ondan başka yerde yemeyin" deyince benim sinirlerim küfür pankartı alıp beynime doğru harekete geçiyorlar. Şimdi ben hangi tarihi köfteci desem cevap veremeyecekken (hayır cehaleti küçümsemek değil bu, bilmediği halde biliyor görünmeye çalışanı sevmemek) ve hatta ara sokaktaki tavukçu amcayı bilmediği halde böyle bir bilgiçlikle gelince ben kanıma o pek meşhur insan yakan deliliğimin aktığını hssediyorum.
Binbirdirek Sarnıcı'na ben hiç gitmedim, nerden girildiğini biliyor musun dediğim insanların bana gerizekalı muamelesi yapıp gugıldan link göndermelerini de sevmiyorum. Hatta işte karakolun karşısında caaaanım, bunu da bilmiyorsan sen rehberlik yapmaktan vazgeç dediklerinde hayatlarıyla oynadıklarının farkında olmuyorlar. Ben geritısss olarak Yerebatan demedim! deyince ihihi ay öyle mi ehehe yapabilecek biri değilim hatta öyle insanları sevebilen biri de değilim, bilmediğimde susarım. Bildiğimde bile genelde çok net konuşmam ya.
Bir de öyle hani bunun arkeolojisi var, tarihi var. Kazıp mazıp yüz metre kare alanda ömür tüketen arkeologlar filan var ve bunların yorumlamaları var ya... Biz de okuyoruz anlamlandırmaya çalışıyoruz. Sonra biri çıkıp bana Troçki mroçki der, tarihin kimin yazdığına bağlı olarak şekilleneceğini söylerse... Yani ayrıntı vereyim: 300 adlı film kusuşlarımda karşımda adamın hayalgücü!!! kime ne!!! diebilen tek arkadaşım dedi ki belki de Miller'ın dediği gibi olmuştu, nerden biliyorsun ki! Tarihçiler nerden biliyor ki...
Tabi bunun tarihi değil tek işkence alanı. Fizik ve matematikte de serdeki Türklük nedeniyle NERDEN BİLİYON Kİ! tipi var, ben sevmiyorum.
Hani bak misal her şeyi dünyada tek bir doğru yoktur'a getirebiliriz -ki katılıyorum. Ama bilgi de kümülatif bişi, bilim de durağan değil. Bu ikisini karıştırıp tabağa koyunca azcık oku da öğren'imsi bişi çıkıyo ortada. Yoksa ben de derim NERDEN BİLİYON Kİ AGAAA.
Ama biraz saçma.
Ağır ol da molla sansınlar demişler. Mollasını bilemem ama emin olmadığı konuda boş boş konuşup "light my fire" durumuna farklı bir bakış açısı getirenler de sonrasında bana gelip sen de bişiyi kaldıramıyorsun demesin.
Sen sululuk yap ben sünger olayım. Yok ya?
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:36 PM
4 kisi lafa karisir
Pazartesi, Temmuz 09, 2007
GEZİ NOTLARI 2 Efenim elim kolumun hiç de rahat durmadığı gözlerinizden kaçmamıştr, bu da bir kanıt.
Sultanisalatanizaman ve ben. Kendisiyle İran planımız var, ancak satacak göründü gözüme. Ayrıca kendisi Yunan ve Roma bilgisiyle beni büyüler arada sırada (çokça). Anlatırken gözüm sürekli ondaydı, hişt doğru dimi bu diye bir teyid etme isteği doğdu içime.
Adını inatla hatırlamadığım kapı (Sonra baktım gerçi Bab-üs Selam) Hani şu devlet adamlarının boğdurulduğu kapı aralığının olduğu yer.
Topkapı Sarayı'nı pek bilmediğim için (Efenim yirmi milyar defa ziyaret etmiş olmakla insanın kanına mimari ve tarihi bilgi enjekte edilmiyor değil mi... Ben azcık okuyabilmiştim, azcık anlatabildim.) kusura bakmayınız işte... Ancak Sur-i Sultani'nin sarayın iç kesimlerle arasında olduğunu ve Aya İrini ile Ayasofya'yı ayırdığını hatırlasanız bile bence kafidir. Hani ben ne anlattım ki buraya sınav sorusu yazayım değil mi, değil mi...
Gençler geride kalmış. Büyük Saray'ın kalıntılarına bir halıcının dükkanından giriliyor efenim. Kimse müze filan yapmamış ama halıcı amcaları çok tebrik ettim bravaaaa diyor alkışlıyorum. Genel eğilim burayı sit alanı ilan eder elimizden alırlar diyerek beton doldurmakken kendileri süper yapmışlar.
İçeriye girmek tehlikeli çünkü yerler çürümüş. Amca girmeyin dedi. Ben durmadım yarı yola kadar gittim. ÇATIRTTT diye bir ses duydum ayağımı bastığım noktadan. Tarih uğruna tarih oluyordum, tırstım.
Etkileyici değilse gidiniz gözüm görmesin sizi.
Halıcı dükkanından girişe doğru başka bir foto
Yollarda tam 18 eleman... Ayh çok muttlu oldum
Mozaik Müzesi'nden başka bir mozaik. Gidip görmeyeni dövüyorlar.
Yine bir mozaik yeni bir mozaik.
Bu müze içinde şımarıklık yapan bendeniz ve mozaiklere bakan ciddi turist arkadaşlar
Rehberlik yapılır, rubik küpü çözülür, havada ters takla atılır.
İnsanlar bu tiple gece kulüplerinden çıkarlar, bizdeki kameramanı takmama hali müzenin bi getirisi olamaz dimi
Bir buçuk köfte yedim ben. Tüm etyemezliğimi geride bıraktım. Ayrıca benim salça sormamı herkes dörtgözle bekliyormuş, hahaha.
Kopuk kopuk yazdım ama cümle kuramayacak hale gelene kadar konuştum sanırım gezerken. Çok sevdim ben sizleri, tarihseven insanlar topluluğu olarak keşfedilecek çok yer var inanılmazzz.
Yazının sonunda üç not geliyr:
1. Bu adresi vermiş miydim hatırlamıyorum ama BİNBİRDİREK SARNICI'nda gördüğümüz maketlerin tasarım hali. Ve aslında 1200 öncesi tüm Bizans eserlerinin tasarımları var, bakınız seviniz.
2. Hipodrom'un kalıntıları içinde fener yardımı ile de olsa gezilebiliyormuş. Gideliiiim.
3. O değil de asıl daha küçük çaplı sevimli ama ihtimal haftaiçi olacak bir Kariye Müzesi bir ki turu duyuracağım. Gelemeyecek olanlar ağlayarak kaçmasın =P Bana ne zaman gidelim mi hani gitsek ya derseniz ben gelirim. Edirnekapı'ya yolculuk var ufukta. Ayça hanım fal baktı o söyledi (Yalana gel yalana)
Uzun sürmez, hani bir saat içeriyi gezip bir iki saat de müzenin önündeki çaybahçesinde yayılmak... Hani diyorum... Aklınızda olsun diyorum... Kariye Müzesi süper bi yer diyorum...
Tekrar teşkür edrim geldiğiniz ve benim 17 kişiye anlattığım ilk turumun tüm acemiliğini çektiğiniz için. İlgili yazılar için ikinehir ve emirbeye de bir ugrayın derm. Öperim.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
11:45 PM
7 kisi lafa karisir
BEN NİYE BAŞLIK YAZAMIYORUM BU BİLGİSAYARDA?! Shift Tab bile işe yaramıyor!
Bu çığlığın ardından amatör rehberiniz bendeniz yine bir kenarda sızmadan gezi yazısını yazayım dedim.
Biliyorum yorucu bir geziydi, kendimden biliyorum yani =P Kazan kaldırıp gidiyoz biz demediğiniz ve beni katil yapmadığınız için tekrar teşkür ederim. Bu asabiyet yüzünden kokart vermicekler bana gerçekten =P
Yüz binlerce fotoraf var, inatla insanları (hani gelmeyenler var ya onları işte) kıskandırmak için azami sayıda fotoraf koymaya çalışıyorum. Nihohhaha
Toplamda 18 kişiydik. Sağ baştan sayıyorum: Ben, delicevat (O geç kaldı, cezalı), emirbey, ikinehir, karanlık, aycapolis, tuonela, diğer emir ve bahadır, ayrıyeten kürşat, dan (Bak pot kırmıyorum dimi, yanlış yazmıyorum dimi), ikinehirin blogunda adı geçen A. (Gizemi koruyalım), sultanisalatanizaman, türerkan, sebecan ve ceyhun, seda, orcan.
Efenim karanlık'ı hiç beklemiyordum şaşkınlık içerisinde kaldım bir an. Yani ayça hanıma şaşıramadım bile çünkü kim oldugunu direkt bilmiyordum hehe tabi birkaç kişinin daha. Sürpriz oldu hoş oldu.
Bu vazomsu devasa şeyi nerede gördük, nereden getirtilmişti? Kimin getirttiğini hatırlayan olacağını sanmıyorum, acımasız değilim =P
Öncelikle çok heyecanlıydım önce de söylediğim gibi, hatta vakaı vakvakiyeye dediğim saçma tamlamayı buraya yazmak istemiyorum ter basıyor.
Hipodromun dibinde tarihten bahsedip dikilitaşları göstertmeden sizleri camiye sokma girişiminde bulunmamın utancını da bir süre taşıdım, burası itirafkoma dönmüş olabilir ama amaç orda çaktırmamaktı =P
Bu mozaikteki sarışın bağyan İrene. Kendilerinin güzel kilisesi vardır, gezeriz. Gezelim yani. Bundan sonraki geziler bu kadar yorucu olmaz, kaçmayın.
Bu mozaikteki bağğyan Zoe. Mozaiğin esprisini hatırlayan var mı acaba?
Ayh beni buraya bi gömüverin. Hatırlatma: 336 sütun var. Duvarlar Horasan harcı kaplı. Jüstinyen tarafından yaptırılıyor ve Jüstinyen deyince aklımıza hemen 532 civarı gelmeli. Nika ayaklanması, Ayasfya'nın yeniden yaptırılması vs vs.
Ayrıyeten İMÇnin orada gördüğümüz Bozdoğan Su Kemerleri de aslında III. Valens tarafından yaptırılmış. Söyledim ama duyulmamış olabilirdi.
ve devamı geleeyor
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:36 PM
4 kisi lafa karisir
Pazar, Temmuz 08, 2007
Gelen herkeşşşlere teşkür ederim, aptalca gelebilirse de ben heyecanlıydım. Gelmeyenleri kara listeye aldım, beş aylık yokluğumda yapamadığım her türlü şımarıklığı bünyelerine enjekte ediciğim.
Çok yorgunum, foto moto sonra gelsin. İstanbul semalarına süzüldüğümün 10. saatinde Gizli Bahçede bira içiyor, 22. saatinde Sultanahmet'te kavruluyordum. Süper bir başlangıç oldu.
Açıklamalarla daha sonra sizlerle birlikte olacağım. Esen kalın.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:13 PM
8 kisi lafa karisir
Cuma, Temmuz 06, 2007
SEN TARAFINDAN GÖRÜLME İHTİMALİM VE BARIŞ AKARSU'YA VEDA
Bundan tam 24 saat sonra otobosa bineceğim, bundan 28 saat sonra uçağa bineceğim, bundan 34 saat sonra SEN TARAFINDAN GÖRÜLME İHTİMALİM belirecek ey şehr-i İstanbul. (Ve içindekiler, ve memleketim esmerleri -ehe-, evet artık gerçekten de tell the guys that I am back in town!)
Ve Barış Akarsu. Kim bu adam hala bilmiyorum ben, inanır mısın ey sevgili okur? Pop starımsı bir yarışmadan mı çıktı bu adam? Bu yüzden mi rakır gençliğin homurdanması? Karşında Ajdar'ı ortalığı kavurmasından bir yıl sonra işiten, popstar bbg vebenzeri programları ve hatta magazin ve hatta genel anlamda televizyon izlemeyen, popüler hayattan uzak kalmış bir yazar var, ilginç olmayabilirim sıklıkla.
Şahsen Cem Karaca kadar güçlü sesi var dendiğinde kendisini dinlerken peh demiştim ve kendisine biraz kıl olmuştum, yalanım yoktur. Adam artık nefes almıyor diye ben şimdi gerçeklerimi çarpıtacak değilim.
Sonra adı üçüncü Barışarock toplantılarında geçmeye başladı. Şimdi bizim de bir gerizekalı metalci artı rakır karışımı aptal mı aptal solcu tanıdıklarımız var, yok değil. Bu insanlar dünya evimiz derken bu adam niye bizim eylemcemizde şarkı söylicek bu adam rakır makır değil ki diye homurdanabilen cinsten.
Ama bu Barış insanı ÇABALIYORDU!
O sıralar Mor ve Ötesi pumayı kendine sponsor alıp ya biz ürünleri ters giyerek bi mesaj vericez dünyaya diye açıklama yaparken ve ben de nedense bunu pek yemezken bu adam BEYOĞLUNDA STANDDA YANIMIZDAYDI. Yani direkt benim yanımda durmadı, destekliyordu ve oradaydı diyorum.
Bu adamcağızı oradan dışlamaya çalışanları hiç anlamadım ben. Bu adamın bir iki şarkısından fazlasını dinlemedim, dinleme isteği de duymadım. Ama sevdim. Yani gerilerden gerilerden.
Şimdi adamın koma fotorafları oraya buraya düşmüş. Yazık değil mi? Nasıl bir etik, nasıl bir anlayıştır bu? Nasıl bir ... nelik olduğunu bilmiyorum, bişilik işte. Kötülük yahu. Bunu başarı olarak görmeleri daha büyük kötülük.
Hiç ölmemiş gibi geliyor şimdi. O Johnny Depp çakmasıııı diye laf yediği esmerlik/saç/göz kalemi birlikteliği sona ermemiş gibi. Ayh ya. Üzüldüm ben biraz.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
3:57 AM
2 kisi lafa karisir
Perşembe, Temmuz 05, 2007
Londra 1, Dersaadet 2
Sayili gün çabuk geçer diyenlere burun kıvırırdım, geçmiyordu kiii!
1oolerin sonundan itibaren kaç gün kaldı diye düşünmeye başladım, 70lerden itibaren HADİİİİ diye günleri iteklemeye çalıştım.
Yarın sabah 7de otobüse biniyorum, öğleden sonra Londra'yım. British Museum'u bir kez daha ve uzun bir zaman için son kez kendim gezeceğim, çok açık tutmadıkları alt galeriye girmeyi deneyeceğim. Akşam Camden Town'da son kez sarhoş olacağım, Guinness'i son defa su gibi içeceğim. 11'de bavul denen insan yiyen şeyleri emanetten alıp başka bir yere koymam gerek ve saat 2 ya da 3'te havaalanına doğru olan otobüse atlayacağım ve gerisi allah kerim.
Ahaha bu arada hala biletimin çıktısını almadığım konusunda bana ne denebilir, bilemiyorum. Hevesli ama bıkkın olmak böyle bir şey. Odanın hali ise hala umutsuz. Saten ramak kaldı bu bavulda ne var ki, hiç! deyip bavulu çöpe fırlatmama.
Kız arkadaşlarımın erkek arkadaşlarını yüzde doksan beğenmediğimi söylemiş miydim? Erkeklerin kız arkadaşları için o kadar yorum yapmıyorum, neden bilmem. Kadın işte, kıskanıyoo lafını erkekler daha kıskançtır'a getirmeden kesmek istediğimdendir. Kıskandığımdan da değil ayrıca. Kendinize yaraşır insanlarla çift olun, ben de beğeneyim. Suç bende sanki =p
Hadi bakalım şans tutun kontes hanım lost olmasın.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:23 PM
3 kisi lafa karisir
Salı, Temmuz 03, 2007
Büyük Buluşma, Kültürel Aktivite, Tarihi Yarımada Turu * 8 Temmuz 07 Pazar 10.00
Gençler ve kendini genç hissedenler topluluğu, açınız kulaklarınızı rehberinizi dinleyiniz.
Tarihle ilgiliyseniz,
İstanbul'u bir de rehberli gezmek isterseniz,
genel bir İstanbul tarihini bir günde sadece birkaç saat içinde öğrenmek isterseniz,
daha önce gördüğünüz, görmediğiniz hatta belki adını bile duymadığınız birkaç yere 10.00'dan en geç 19.00'a (Ama rehberiniz diyor ki 17.00'de bitmiş oluruz hepimiz.) kadar bir gününüzü ayırmanız gerekecek.
Tekrarlıyorum:
Dünyada kimseye güven olmaz mottosunu bağrına basmış biri olarak gideceğimiz yerleri DeliCevat itip kakmamla gidip görmüş olsa da, Cumartesi sizler ve kendi ruh sağlığım için ben gidip bizzat kontrol edeceğim, malum kontrol manyağıyım. Yollarda sizi de kaybetmek istemem, kendim de kaybolmak istemem. Bu yüzden programın kesinleşmiş hali tam bir sırrr. Süpriiiisss diyeceğim sizlere.
Binbirdirek Sarnıcı, Hipodrom, Sultanahmet Camii, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı
Öğle yemeği (Sultanahmet Köftecisi'ne giderim ben, sizi bilmem. Bir - bir buçuk saat mola)
Mozaik Müzesi, Büyük Saray kalıntıları ve hala halimiz kaldıysa Topkapı Sarayı ile bu iş biter, bizler de oradan tıngır mıngır Gülhane'ye ineriz Soğukçeşme Sokağı'ndan.
*Hepimize gerekenler rahat giysiler, ayakkabılar, şapka, beyaz tenliler için 50 faktör koruyucu, ve su.
*Bildiğiniz üzere kokartım yok, profesyonel rehber değilim. Saten bu gezi de profesyonelliğin adı olan para kazanma amaçlı yapılmıyor, sonsuza kadar amatör ruh. Yine de birçok rehberin anlattığından daha çok şey anlatacağımı da, oraları gezen turistlerden daha çok şey bileceğinizi de garantilerim, hiç acımam.
- Arkadaslar ucretsiz demisken yani sizin muze girislerinizi de odicem demedim eheh saygilar sevgiler. Hemen yaziyorum bi fikriniz olsun:
Onbilgi: Bakanliga bagli tum muzeler universite ogrencilerine de ucretsiz. Ogrenci kimliklerinizi yaninizdan ayirmayiniz, suphesiz ki o pasolarin verilmesinin bir amaci vardir.
Yerebatan Sarnici: 3 YTL herkese (Burasi Belediyeye bagli, bakanliga degil)
Binbirdirek Sarnici: 3 YTL herkese
Ayasofya: Yetiskinler ve yabancilara 10 ytl
Topkapi: Yetiskinler ve yabancilara 10 ytl, harem kismi ucrete tabi degil ayri bilet aliniyor. Ogrenciler de almak zorunda harem biletini.
Mozaik Muzesi: 5 YTL herkese (Ama ogrenciye belese getirmeyi deneyecegiz)
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
11:13 PM
12 kisi lafa karisir
Daha iyi bahane bulabilirsin!
Bugünkü kompozisyon konumuz: Bir insan buz kalıbına nasıl çevrilir?
Başlıktaki cümleyi içinde biraz umut olan sevdikleriniz üzerinde deneyin, suçlamak ve saldırmak amaçlı. İşe yarıyor. Artık sizden umutlarını kesiyorlar. Bırak ağğğlamak da neymiş, kanları akmıyor resmen damarlarında. O derece etkili.
Üzerinde denenmiş ve sonuç alınmış bir buz kalıbı olarak ben bizzat öneriyorum. Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şen olmak isterseniz, benden tavsiye.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:30 PM
8 Temmuz Gezisi ana yazısı öncesi son bıdırdama!!!
Gençler vekaletimi sevgili Cevat Ağğğbinize biraz çemkirerek biraz şımararak biraz tehdit ederek vermiş ve kendisini araştırma yapması için bugün Sultanahmet'e yollamıştım.
Gezi planında değişiklik yapacağımız an itibariyle belli olmuştur. Kendisi sağolsun heyecanla beni aramış, yine yarım cümlelerle beni deli etmiştir ama birtanedir, süperdir koçtur aslandır Türktür...
Mozaik Müzesi ve Büyük Saray dehlizine gireceğizdir, kesinleşmiştir. Benim bu iyiliğimi unutmayacağınızı umuyorum. Cevat sağda solda ona verdiğim adresi sorarken kimsecikler bilememiş, bakınız ben buralardan yetişiyorum. Ona göre yani. En olmadı Topkapı Sarayı'nı başka bir güne bırakırız, bakınız Topkapı'yı koruyorlar ama bu dediğim yerler apayrı ve gelecekleri de muamma. Güvenin bana.
Gelmeyene karışmam. Ben Cumartesi bi gidip ön araştırma yapacağım sanırım. Cevat bile heyecandan zıpzıp olmuşsa... Yüürrrrrrüüüüü
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:15 PM
3 kisi lafa karisir
Gel pisi pisi pisi var mı senin gibisiii
Korkma çocum, kokla. Burası senin yeni evin. Diğerindeki gibi yirmi kedi aynı odayı paylaşmayacaksın. Alt katta da seni tırmalayacak 40 kedi olmayacak. 2.5 yıl neler çekmişsin, artık rahata erdin sayılır. Şanslısın şekerim.
Fotojenik olmaması onun şuan için dünyanın en güzel gorrrrlayan kedisi olmaktan alıkoyamıyor. İri bir kedi, ancak aç kalmış onu beslicezzz.
Benim şafak 4, hatta Preston şafağım iki iken eve kedi getiren evsahiplerini kınıyorum. Engin'in doğumgünü hediyesi bu hanımefendi. Adı Moly imiş. Değiştirmek istiyorlar. Yalan o. Ben bunu anlamıyorum. Biz de Şirin ismini çok sıradan bulmuştuk ama kendisi Şirin denince bakıyordu bir senedir, şimdi aklını karıştırmayı kendimize yedirememiştik. Ben Moly dicem, nıhohaha.
Tırnakları çok uzun ve kesip geçiyor, gelip geçiyor. Kolumda birçok çizik var henüz eve vardığı bir saat bile olmasa da miniciğimin.
Şirinin eve savaşla girmesini hatırlayan bir kedizede olarak bu kızımızın İngiliz nezaketini barındırmasına mutluluk ile bakıyorum. Torluyor yahu hayvan, torrr torrrr.
Pek latif. Son günlerim çok güzel geçecek. Geh kızım geh. Ben sana Türkçeyi de öreticem iki günde. Nıhohaha
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:03 PM
kisi lafa karisir
Pazartesi, Temmuz 02, 2007
Tutmayın kazarım
Here is some additional information about the 2007 field season of the Zincirli Expedition.
Transportation to the dig
If you are coming to the dig for the second session (August 5 to September 3), the expedition minibus will meet you at Gaziantep airport (international terminal) on Sunday August 5 at 7:05 p.m. If you will be arriving on a different date, we will make individual arrangements with you to pick you up.
We will be living in a boarding school in the small town of Fevzipaşa, which is 75 km west of Gaziantep, 13 km south of the Gaziantep-Adana toll highway, and 8 km north of the town of İslahiye. You can travel to Fevzipaşa by yourself if you take a dolmuş toward İslahiye from the “İslahiye and Kilis” dolmuş station in downtown Gaziantep and get off at the OPET gas station on the highway in Fevzipaşa. From there you can walk to the school, which is on top of a hill on the east side of the highway. Do not arrive before July 13. You should phone Amir on his cellphone when you arrive.
Medical insurance:
You must provide your own medical insurance. In case of illness or injury, there are good medical services in the Zincirli area.
Accommodations:
We will stay in a Turkish government boarding school 2 km from the site of Zincirli in the town of Fevzipaşa. There are separate dormitory buildings for men and women with ample washrooms, showers, and toilet facilities in each. We will use several rooms in each dormitory with as many as four bunk-beds in each room. Sheets and pillows will be provided, but you must provide your own towel. If you have particular needs in terms of beds and pillows, you should consider bringing your own pillow and/or mattress pad or air mattress. Regular laundry service will be provided for your clothes and sheets.
To safeguard the privacy of expedition members, men are not permitted in the women’s dormitory building and vice versa. No smoking is permitted in the dormitories or in the excavation areas.
Meals will be provided by the school’s catering service. There will be a varied menu with a vegetarian option. Bottled water will be provided by the expedition. Be prepared for the occasional bout of diarrhea brought on by dehydration or exposure to unfamiliar intestinal bacteria.
Wireless Internet access is available in the boarding school, so feel free to bring your own laptop to do e-mail. We will also have access to the school’s computer room in case you do not have your own computer.
Working conditions:
It will be hot (30-40 degrees C) and quite windy and dusty at times. Contact lenses may be a problem, so be prepared to wear your glasses. You should bring your own canteen and drink water frequently when working outside; you should also add salt to your food to maintain your electrolytes. It is easy to become dehydrated in the heat and humidity, so please be sure to wear a hat and drink enough water. You should also use sunblock on exposed skin to avoid damage to your skin
Clothing:
Bring a hat with a brim to shade your neck and eyes in the bright sunshine. Bring sturdy shoes or lightweight hiking boots with ankle support. Do not wear sandals on the site. Despite the heat, it is important to dress appropriately. Shorts and tank tops are not permitted in public work areas on the site or in the finds-processing yard. Full-length or calf-length pants and short-sleeved shirts/T-shirts or sleeveless tops are fine, as long as knees and shoulders are covered. You can wear whatever you want in our private living quarters. Be sure to bring some nice clothes for social events to which we may be invited
Personal items can be purchased at the supermarket in the nearby town of İslahiye.
items to bring with you:
• Proof of medical insurance
• Bath towel and face cloth
• Flip-flops for the shower
• Flashlight
• Hat
• Sun block
• Insect repellent
• Canteen for water
• Marshalltown trowel (no. 45-5), if you can obtain one
• Imodium, Kaopectate, or other remedy for diarrhea
• Electrolyte powder or tablets in case of dehydration (we will provide this also, but it is helpful if you can bring your own)
• A favorite DVD movie (if you wish) to share for our occasional movie nights
Amele lazım mı abiler, tutmayın kazarım.
lalalalalalalallalalalalala! Anlamadığım noktalar yok değil ama artık el yordamı ileeeğğğ. Aha haha haha haha haha! Gogol Bordello tonlaması ila söylüyorum.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
2:11 AM
7 kisi lafa karisir
Pazar, Temmuz 01, 2007
2 Temmuz'un Önemi
19 Ocak 07de benim birkaç sokak ilerimden bir haber uçtu, Hrant'ı vurdular!
Şimdi
Yarın Hrant Dink'in davası başlıyor. Bir avuç olmasın orada insanlar. Gidin yahu, olmaz mı? Gerçekten ya, bi gidin, orada duran, slogan atmayan, ne bileyim coplanmayan gazlanmayan sadece bekleyen insanlardan olun lütfen. Bir kişi daha olsun. Bir kişicik daha olsun. Bekleyecek, başka bir şey yapmayacağız orda saten.
“Adalet istiyoruz: Geçmişimizi çalanlar geleceğimizi de çalmasın diye, Bu topraklarda nefret değil kardeşlik hakim olsun diye, Kardeşimize, komşumuza, dostlarımıza dokunulmasın diye, gerçek bölücüler sussun, barış ve sevgi konuşsun diye. Gerçekleri bilmek istiyoruz. Sokaklarında katillerin rahatça dolaştığı bir Türkiye istemiyoruz.”
Saat 9.30'da Beşiktaş (Eski DGM) Ağır Ceza Mahkemeleri önüne
yarın, yani 2 Temmuz 07 Pazartesi günü
Sustuk pustuk kimleri kaybettik. Şimdi susalım yine ama sesimiz çıksın o sessizlikten.
----------------------------
Yarın 2 Temmuz. Benim bilmecemi bilen adamın da hayatını kaybettiği katliamın üzerinden tam 14 sene geçmiş. Sivas Katliamı. Hala bir sürü laf dolanıyor ortada. Bunlara girmiyorum şimdi. İsteyen gugıllasın saten.
Benden tek bir "bildiri"
Katliamdan iki gün önce dağıtılmış. Hani Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu Sivas'ta yıkılacak! diyenler tarafından.
MÜSLÜMAN KAMUOYUNA
“Bismillâhirrahmânirrahim
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6)
“Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.
“Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.
“Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.
“Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır.
“Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir
“Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:
“İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.
“Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.
“Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.
“‘İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ ( Nisa:76)
“Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır."
Unutmadık dimi?
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
4:11 PM
5 kisi lafa karisir
kırmızı balık kaç kaç

Yatak tepesi defilesine hoşgeldinizzz. Bu benim yunaytıd kingdımın Terkos'undan bulduğum ucuz bir elpiseee.
Kendisi upuzun, ipince. Şimdi yazın giysem içeri hava girmez kolaylıkla, pişerim. E kışın giysem, çok ince, geberirim. Niye aldım? Bilmiyorum. Bir ara giyeceğim. İnadım inat, ... iki kanat.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
2:31 AM
4 kisi lafa karisir
