Salı, Ağustos 28, 2007

iresim fırtınası

Her sabah bu manzarayı...
Her gün bu açmadan izliyorum.


Soldaki dört kız bounlu. Sağdaki iki "gavur" Oxfordlu.


Sirio ve ben. Onu inatla Türk, beni inatla -yer yer- Alman, İngiliz (allahım burnuma bak ya hiç bi ingilizin böyle burnu olur mu yaaa?) vs sanıyorlar. Kafamdakinin adı ne? gugıllamadan. Rengi yöreye özgü, erkekler de takıyor.
Çok kırık Türkçesi olan iki Kürt kadın ve arada en turist ben.
Teyzenin eşi kızdı bize sonra ama fff


Urfa sokakları... Kaldığımız Gülizar Konukevi'nin sokağı. Çok güzel bir yer, gecelik kişi başı 20 ytl. Kahvaltı dahil, tavsiye edilir


Balıklıgöl! GECE diyorum başka da bişi demiyorum. Ayağınız kaymasın, bilemem.
Sokagım, evim her şeyim.

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Urfa

Hayatımın ilk trafik kazasını geçirdim. Ölürken korkmayacağım sanırım. Zira Özgelerle ucundan döndüğümüz ama dönemesek öleceğimizin kesin olduğu kaza anında da gülerek çevreme bakıp önce nereme bişi saplanacak merak ediyordum. Bu sefer de içimden çarpacaaak çarpıyooo filan dedim gülerek, çarptık. Zarar ziyan bizde yok, otobüsün bir kısmı resmen yola saçıldı.

Devran, Urfa Seyahat gibi bişiler kullanmayın; Tatlıses'e de ben gıcığım, en güzeli Urfa Cesur... Aklınızda bulunsun.

:Urfa harika bir yer. Balıklıgölde bişi yok diyen insanların kafalarını kırmak istiyorum, bence harika. Özellikle gece.

Kaleye çıktık, Bedesten'de ben bile eşarp aldım; gösteririm ama en güzeli Göbeklitepe'ye gittik. Çok güzeldi. Avcı toplayıcı zamanların illllk tapınağı. Şimdi uyku saatim yaklaştı ama bir gün anlatacağım. Forsumuz varmış haberimiz yokmuş, kazı başkanı Klaus efendi rehberlik yaptı bize. Çok kabardım.

Dönüş yolunda Mezop.ya bakarak, Fırat kenarında yemek yedik.

Bazı yerlerde Türkçe azınlık diliydi resmen.

Bedesten'de bir amca beni kutsadı =)

İnsanları çok iyiydiiii. Paramız çıkmayınca alll ya senin olsuuunnn dediler misal.

Birecik'te yemek yiyeceğimiz bir yer sorduğumuz amca bizi oraya kadar -yaklaşık on dakika arabayla- götürdü. Bi saat söyleyin geri getireyim dedi ve bunu yaptı! Komisyon? Böbrek avcısı? HMMM SADECE İYİ BİR İNSANNNN! Barajın sularıyla ilgili bi bıdıbıdı için çalışıyorlarmış.

Süperdi. Çok gzeldi. Suriye vizesi işi azcık kaldı gibi ama? Bakalımç

Buraya geldim, Bob^'u özlemişim. Çok sevimli benim gözetmenim, çok süper biri. Du onun da fotolarını koyayım. Emmi ay lav yu tezahüratları arasında yaşayan biri o. Aaah ah.

Pazar, Ağustos 26, 2007

hayatım düzeltmelerle geçiyor

Ariel Selen'i azad ederse birazdan Antep'e gidecegiz, oradan Urfa'ya. Kalacak yerimiz yok henüz. Elbet olar. Antep'ten bir açık bilet alacağım ve bir de Suriye vizesini nasıl alacağımı soracağım. Suriye de nerden çıktı?!?!?! Jonathan gidiyormuş, hazır Antep^'ten 120 km iken ben de gideyim dedim. Fena mı? Hayır Mardin ve Hasankeyf'i görmeden dönmeyi hala düşünmüyorum, İran'a gittiğimde kalacak yerler bile buldum couchsurfing^'den -otostop çekmezsen kaçırılmazsın dediler bana, iyi kız olacağım-

Ama işte bi yanımda diyor ki adam take me back to constantinopole... Sanki ben diyorum. Sonra ardından yapıştırıyor cevabı: No you cant go back to constantinople.

hıf diyorum.

Peki siz dün Ayasofya'da Mevlevi Sema gösterisi olduğunu biliyor muydunuz?

Son haftamda devils kid hakkında ilerleme kaydettim. İnsanlığın ve insansızlığın yüzkarasıyım diyordu Oğuz Atay -hangi öyküde?-

Saten people are strange when you are a stranger. ki bu durumda benim şaşkınlığımın sona ermesi gerekirdi.

.en güzeli okula geri dönecek olmam. Turizmden az ders almaya karar verdim, arkeoloji arkeometri ve Bizans Tarihi alacağım. İspanyolca da araya girerse... Evet 7 ay aradan sonnnnra!

Cuma, Ağustos 24, 2007

Düzeltme

Lucy ile tekrar konuştum. Vize ve iş yüzünden gelemeyebilirmiş. İçime korku salamazsınız ey önyargılı insanlar (Evet kaçırılma olasılığından bahseden de dahil), gidiyorum.

İran.
Hala İran rehberim yok, haaala Lonely Planet kitaplarına ulaşamadım. Ama kafamda bi plan var elbet, el yordamı. Çok deneysel bir çalışma olacak.
Plan yapıyorum değil mi, planlarımın da içine sıçayım; haftasonu ne yapacağımı bile bilmiyorum. Elbet su yolunu buluuuur. Dimi. Türkiş-i.


İstanbul'dan haberler:
Bienali kaçırmayınız.
İstanbul Modern'de Eylül ayı programına bakın filmler için.
Haftasonu Barısarock var, unutmayın.


Şöyle bir uzanın, denizde olduğunuzu hayal edin, yeşil var mavi var sessizlik var; sonra gözlerinizi açın ve 45 derece güneşin altında toprak soluduğunuz gerçeğiyle karşılaşmasanız da nemli İstanbul günlerinde nefes almaya çalıştığınızı görün. Hayalkırıklığı olsun yani. Hayallerinizi de siz kırın.

Pıh.

Çarşamba, Ağustos 22, 2007

Değişik

Hüznün değişik renkleri var. Ben burada bile, işte anca iki haftadan sonra yorgunluğa alışınca, tekrar başladım. Tül perde benzetmesi değil, pamuk işte. Sarıp sarmalıyor. Boğuyor sonra.

Yine bacak fotoraflarıma gömülmek istiyorum. Çikolata yiyip mutlu olmak istiyorum. Evsiz kaldım, hep evsizdim, farkına vardım. Duramıyorum, İstanbul benim aşkım olmadı hiç. Birbirini tanıyan, kabul eden iki arkadaş. Görmese de anlar beni diye umuyorum. Gelmedim diye kızmaz diye umuyorum.

Lucy ile konuştum bugün. Vizesini bekliyor. İran'a gidiyoruz.

Aklıma sataşıyorum. 3 yıl daha kalabilir miyim buralarda bilmiyorum. Erasmus olmazsa nasıl nefes alabilirim? Köthü kötHü üniversitelerin sayfalarında dolanmaktayım, kaçacak delik arıyorum.

Ne de olsa her yerde aynı evsizlik hissi.

Salı, Ağustos 21, 2007

Ayh utanç

Efenim okulda kapısını çalıp çatırt diye açarak sohbet etmek isteyeceğim iki örtmen vardır: Cüneyt Argun Genç ve Recep Şükrü Yarcan. Hayır diğerlerinden nefret ediyorum değil; bu iki insanın bende yeri apayrıdır nedense(?)

Geçen gün yineeee Yarcan'a mail atmıştım, gelen cevabın sonunda hakkımdaki düşüncelerini Zamandan Artana Dair'de okurum artık cümlesini okuyuncaaaaa biraz kızardım utannnn dedi bir ben diğer bir bene.

Ama sevindim de.

Daha uzun uzun yazardım ama Yarcan bana kötHü kötHü haberler verdi, biraz durgunlaştım. Kapısını çalıp hocaaaaam diye giremeyecek miyim ben bundan böyle. Bühü bühü. İstanbul Üniversitesi yolları taşlı geliyor sarı saçlı olacak demek.

Cumartesi, Ağustos 18, 2007

Esek basi miyiz biz burdaaaa

İşçiler bol bol dalga geçtiler, fırçayı da bıraktın kürdanla kazıyorsun diye. Resmen eşek başı bulduk açmamızda. Şekilde ben şile bezi pantelonumun içinde püfür püfürüm, kenarlardaki toprakları kürdanımsı çopsitikimsi bi tahta parçası ile kazımaktayım
Şu arkada görülen taşlar da chariot road'umuz. Her taşı teker teker fırçaladım. 48 derece güneşin altında ve inanılmaz bir rüzgara rağmen. Yarın bizim açmaya misafir gelecek de, Bob evi temizleyelim dedi. Eheh



" Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Zincirli köyü sınırlarında yer alan Zincirli Höyük'te, kazıların ikinci ayağına başlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD'deki Chicago Üniversitesinin yürüttüğü kazı, Chicago Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. David Schloen başkanlığında 50 kişilik ekip tarafından yapılıyor. Doç. Dr. Schloen, 10 yıl süreli kazı çalışmalarıyla tarihi Zincirli Höyük'te bulunan eserleri ortaya çıkarmayı amaçladıklarını, kazının birinci ayağının ağustos 2006'da başladığını ve 5 hafta sürdüğünü söyledi. Bu yılki çalışmalara 50 kişilik ekiple başladıklarını ifade eden Doç. Dr. Schloen, Alman ve Amerikalı akademisyenlerin yanı sıra birçok ülkedeki üniversiteden doktora öğrencilerinin de ekipte yer aldığını, çalışmaların üç noktada sürdürüldüğünü belirtti. Schloen, şunları söyledi: ''Tekrar kazıya başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl antik kenti ortaya çıkarmak için 2 ay boyunca çalışacağız. Geçen yıl 5 hafta çalıştıktan sonra tarihi şehrin duvarının yaklaşık 45 metrelik kısmını açmıştık. Bu kısım bize şehrin nasıl inşa edildiğini gösteriyor. Bu bölgenin topoğrafik haritasını çıkarmış olduk. Bu yıl daha büyük bir ekiple daha büyük bir kazı için tekrar başladık. Kazı sonunda evler, saray ve şehir kapıları bulmayı umuyoruz. Kalıntı ve heykellerin bulunma ihtimali de var.'' Chicago Üniversitesi'nin l920 yılından itibaren Türkiye'nin değişik yerlerinde ciddi kazılar yaptığını, Zincirli Höyük'ün en büyük projelerinden birisi olduğunu anlatan Doç. Dr. Schloen, kazının bilimsel araştırmanın yanı sıra tarih ve turizm açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Schloen, 5 yıllık bir kazının sonunda Tilmen ve Yesemek gibi bir alanın ortaya çıkarılabileceğini kaydetti. -ZİNCİRLİ HÖYÜK- Zincirli Höyük'te, İlk Tunç Çağı'ndan (MÖ 300) Roma Dönemi'ne (yaklaşık 200 yıl önce) kadar yerleşim görülüyor. 1880-1889 yılları arasında Alman Kralı Human burada kazı yapmış ve burada çıkan tarihi eserleri kağnılarla İskenderun'a, oradan da Almanya'ya götürmüştü. Höyük'te, 15 yıl önce bazalt taşından yapılmış aslan heykeli, 50 yıl önce de Hititler dönemine ait kadın heykeli ve kabartmalar bulunmuştu. Bu eserler şu anda Gaziantep Müzesi'nde bulunuyor. "

Ve son olarak da:

http://www.tayproject.org/haberarsiv20077.html

Belki benim Büyük Saray haberimi de bulursunuz bu sayfada. Ararken de okumuş oluruz hep beraber.

Yihhu

Çoruh Vadisi'nde Kuş Gözlemi Festivali.

Çoruh Vadisi'nde Kuş Gözlemi Festivali.

Türkiye'nin en önemli kuş göç yollarından biri olan Çoruh Vadisi, kuşlar açısından şimdiye dek çok az araştırılmış bir bölgedir. Alanda mevcut olan kırsal turizm potansiyelini değerlendirmek, bu yolla turizm aktivitelerini geliştirerek yerel halka daha ferah bir yaşam seviyesi sunabilmek için Efes Pilsen destekli, Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ortaklığı ile Doğu Anadolu Turizm Geliştirme projesi uygulanmaktadır.
Proje dahilinde bölgede çeşitli turizm olanakları değerlendirilmiş ve ekoturizmin en önemli dallarından biri olan kuş gözlem turizminin geliştirilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunlar arasında bölgenin kuş envanteri, ekoturizm açısından değerli kuş türlerinin bulunduğu özel noktalar tespit edilmiştir. Önümüzdeki aylarda uluslararası çapta tanıtımının yapılacağı bu gözlem rotalarını keşfetmeniz için 7-10 Eylül 2007 tarihleri arasında sizleri İspir’deki birinci kuş gözlem festivalimize davet ediyoruz.

İspir ve Uzundere’li gençlerin rehberliğinde festival katılımcıları;
- Belirlenen noktalardan onbinlerce yırtıcı kuşun vadi içerisinden gün içerisindeki yakın mesafe geçişlerini
- Dünya üzerinde oldukça dar bir yayılışa sahip olan, 2500 metre üzerinde sarp ve ulaşılması güç kayalıklarda yaşayan Urkeklik gözlemi fırsatını,
- Kanatlarını açınca kırmızı bir kelebeği andıran Dıvar Tırmaşıkkuşu’nu,
- Ülkemizde yaşayan heybetli dört tür akbabanın hepsini,
- Yedigöller'in 3300 metreden panoramik görüntüsünü,
- Çoruh Vadisi'nin yüzlerce metreyi bulan sarp ve derin vadilerini görme fırsatı bulurken, yerel kuşgözlemcilerle tanışacak, İspir’in meşhur kuru fasulyesinden tadacak, Uzundere'de Cağ Kebabı yeme fırsatı yakalayacaklardır..


Görebileceğiniz kuş türleri arasında;
Bozkır Kartalı,
Büyük Orman Kartalı,
Çayır Delicesi,
Bozkır Delicesi,
Step Şahini,
Arı Şahini,
Karaçaylak,
Urkeklik,
Duvar Tırmaşıkkuşu,
Kızıl Akbaba kolonisi,
Sakallı Akbaba,
Kara Akbaba,
Küçük Akbaba,
Sarı Gagalı Dağkargası,
Alamecek,
Büyük Dağbülbülü,
gibi bazı türler yer almakta.
Ayrıca Dağ Keçisi, Ayı, Kurt, Vaşak, Çakal, Tilki, Arap Tavşanı, Tavşan, bölgenin memelileri arasında.




Festival programının detayları aşağıdadır.
Festivalimiz kuşların dünyasını yakından tanımak isteyen doğaya saygılı herkese açıktır.
Not: Katılım mevcut konaklama imkanları dahilinde kısıtlı sayıda olacaktır.









ÇORUH VADİSİ
KUŞ GÖZLEM FESTİVALİ
(7-10 EYLÜL 2007 )



PROGRAM

7 EYLÜL 2007 (CUMA )

12:00 Erzurum’da Buluşma,
13:00 Erzurum’dan İspir’e hareket,
15:00 İspir’e varış,
16:00 – 19:00 Bölgenin kuş ve yaban hayatı ile ilgili sunumlar
19:30 Akşam yemeği

8 EYLÜL 2007 (CUMARTESİ )
07:00 Kamp alanında kahvaltı,
08:00 Göç izlemek için hareket,
09:00 Kuş Gözlemi ve Trekking başlangıcı,
10:00-12:00 Çamlıca yaylası göç noktası kuş göçü izlenmesi,
12:00 Yaylada mangal (ispir taş köfte veya cağ kebap)
13:00-18:00 Çevrede göç gözlemi, bitki, kelebek gözlemi, kuş fotoğrafçılığı, serbest zaman.
18:00 Yayladan İspir’e hareket
19:00 İspir’e varış ve akşam yemeği
21:00 Memeli arazisi – (katılım kısıtlı sayıda olacaktır) veya kamp ateşinde eğlence.

9 EYLÜL 2007 (PAZAR)
04:00 Urkeklik gözlemi için Yedigöller’e hareket
05:30 Moryayla köyüne varış
05:30-08:00 Kuş ve yaban hayat gözlemi
08:00-09:00 Yedigöller’de göl kıyısında kahvaltı
09:00-13:00 Yedigöller mevkii trekking ve gözlem
13:00-14:00 Yedigöl köyünde yöresel öğle yemeği
14:00-18:30 Aksu Vadisi’nde gözlem
18:30 İspir’e hareket
20:00 Akşam yemeği ve eğlence.

10 EYLÜL 2007 (PAZARTESİ)
06:30 Kahvaltı
07:30 Çoruh Vadisi'nden Çamlıyamaç Yaylası Göç izleme noktasına hareket
09:30 - 13:00 Çoruh Vadisi - Tortum Vadisi'ne hakim noktada yırtıcı göçü gözlemi.
13:30 Öğle yemeği, Uzundere'de Cag Kebabı
14:30 Engizek Kalesi yürüyüşü ve Kızıl Akbaba gözlemi
17:30 Erzurum'a hareket
19:00 Erzurum'a varış ve uğurlama




Kuş Gözlem Festivali doğayla ilgili olan herkese açıktır.

Başvurularınızı sonerbekir@yahoo.com ve yavuz.gultekin@datur.com mail adreslerine, aşağıdaki bilgileri girerek şimdiden yerinizi yapabilirsiniz.

Ad,
Soyad,
Yaş,
Nereden veya hangi gruptan katıldığınız,
Telefon,
Email,
Geliş tarihi,
Dönüş tarihi,
Konaklama şekli(bungalow, çadır, otel) ,
Yemek tercihi(vejeteryan, normal),
Kamp malzemesine ihtiyacınız olup olmadığı,

Ulaşım:
-Katılımcılar Erzurum’a geliş ve dönüşlerini kendileri ayarlamak zorundadır.
-Katılımcıların bölge içindeki ulaşımının tamamı, bölgede sürdürülen Doğu Anadolu Turizmi Geliştirme Projesi kapsamında karşılanacaktır. Ulaşım, yukarıdaki program dahilinde yürütülecektir. Minibüslerin hareket saatlerine yetişemeyen katılımcılar, kendi ulaşım masraflarını karşılamakla yükümlüdür.
-Program dahilinde sağlanan minibüslerin hareket saatlerine yetişemeyen katılımcılar Erzurum – İspir minibüslerini kullanabilir. Fiyatı 9YTL’dir.

Yemek:
- Katılımcılara, ilk gün akşam yemeği proje dahilinde karşılanacaktır.

Konaklama:
- Konaklama IDOS (Ispir Doğa Sporları) arazisinde Kamp, Bungalow veya İspir merkezde otel şeklinde olacaktır. Kamp malzemesi olanlar için herhangi bir konaklama masrafı olmayacaktır.

Konaklama fiyatları:
Bungalowlar:
4 kişilik Bungalow fiyatı 80 YTL (20YTL/kişi)
8 kişilik Bungalow fiyatı 130 YTL
Otel fiyatı: 25 YTL / kişi
Not: Bungalowların sayısı kısıtlıdır. Her bungalow katılımcılar tarafından paylaşılacaktır.

Son katılım tarihi: 30 Ağustos 2007

Not: Belirtilen programda hava koşullarına göre değişiklikler olabilir.




Buradan bu kadar yetisebiliyorum sizlere ey insanlik. Hasankeyf trenine binemesem de 7 Eylul'e kadar bir gun ugrayacagim. 7 Eylul belki Erzurum ne dersinizzzz
Siz de gelsenizeeeee

Perşembe, Ağustos 16, 2007

pıh




Bütün gün belim ağrıdı. Şu an oturmakta zorlanıyorum. Kazma sallamaya ara vermek gerek. Geçen gün tartıldım, küçük de değil, gayet her noktadan kazuletim artık. Peki aklım başıma geldi, burada rejim filan yapılmaz ama pilav makarna kestim hatta form çayı içiyor ve ögünlerimden birini (4.30 kahvaltısını) nestfitle geçiştiriyorum.
Üç fotorafı bile öyleisne koydum. Biri Efes Müzesi, Domitrian'ı öperken ben. İkincisi St John's Basilica - siz beni heykel yapmazsanız ben heykel olurum çalışması ve sonuncusu Düşünen Anadolu Kadını.
Şalvar teknolojisi süper, bir dakika terlemedim içinde. Cevat demişti de inanmamıştım, haklıymış. Kafamdaki kırmızı bandanayı da yazmayla değiştirdiğimde her şey tam olacak. Gerçi toprakta yuvarlanıyor, toz içinde türkü çığırıyorum, molaaa dediklerinde patırt diye topraga yatıyorum ve bana köylü diyorlar. Bugünden itibaren şalvarlıyım, tam Anadolu kadını diye takılıyorlar ve resmen tüm işçiler fark etti. Biraz geveze ama genel olarak sevimli ve iyi niyetliler. Şehre dönmek zor olacak, bu insanlara da yakın hissedemesem de en azından iyi bişiler hissediyorum onlara karşı.
Bu rüya gibi, iyi hissediyorum burda. Sabah güneşin doğusunu evimde izliyorum resmen, kazdığım odanın içinden. İşçilerle iyiyim, insanlığın eğitimle kazandırılan bişi olmadığının bilincinde olarak okumamış onlar, hıh şeyini yapamıyorum, bu beceriksizliğimden çok memnunum. Karpuz kestiler bugün, ortasını bana verdiler sonra ne çok yedin diye dalga geçtiler. Sınırı korumak zor ama yapabilirim gibi geliyor, yanlış anlamazlar gibi geliyor, aileleriyle tanıştırmaya çalışıyorlar, düğüne davet ediyorlar ama very very well-educated insanlarımız ıııh işçi onlar, hemen aşık olurlar köyde laf olur diyor. Medeniyetten uzak ama iyi niyetten uzak değilim, belki de bu benim lanetim. Peh...
Neyse işte, Bob sağolsun süfer biri. Onu sevmeyen tanımadım, bilmiyorum. Gugıl yanıbaşımda resmen. Peki bunu nasıl yapıyoruz bob, peki bu neden bob, bob peki sen bu konuda ne dersin... Üzerimde sponge bob tişörtünün olması ironisini göz ardı ediyoruz ama ben sponge bob square panths diye şarkı söylemeye başlayınca selen kafama taş atıyo susuyorum.
İnsanların ego tatminlerinden bıktım, kulaklarımı kapamaya çalışıyorum. Kızlarla gülüp eğleniyoruz, bacım he ya diye, ayran içiyoruz, dondurma yiyoruz. Parayla olan ilişkimiz minimuma indi, zeytin almak için balımı öne sürüyorum bu basit takasta; işe yarıyor. Gerçekten de! Param kalmdaı diyebiliyorum rahatlıkla, traktörün ardna atlayıp köyün içine inilebilir filan.
Herkes hayata bir de bu yönden bakmalı bence. Tüm hayatı böyle yaşasın herkes demiyorum, o da kirlenirdi ama bir süre, hani içinizden geçerse denemeden geçmeyin.

Pazar, Ağustos 12, 2007

7 gun

Buraya geldiğimin üstünden 7 gün geçmiş. Her sabah 4-4.30'da kalktım. 5.15'te alana gittim. 5.30'da elimde kazma, çalıştım. shot bardağına benzer bir vazocuk ve tammm haftanın sonunda chraiot pavement bulduk. Bob adında 35 yıllık bir arkeologun asistanlığını yapıyorum, en sevdiğim konunun üstadıyla günde 10 saat geçirmek ne güzel bir şey.

Bugün Tilmen v Yesemek'e gittik. Fotolar sonra gelsin.

Her sabah güneşin doğuşunu izliyorum. İnekleri açmalarımızdan uzak tutuyoruz. Toprak oluyorum, kilden kadın oluyorum. Üzerimden kahverengi su akıyor. Pantalonum yırtıldı, şalvar diktiriyoprum. Çizim yaparken, el kazmasıyla taş arası temizlerken, toprağı süpürürken yere oturuyorum her yerim toz toprak oluyor. İlk gün şoka girdim, şimdi EV diyorum.

Burası benim için sığınak oldu. Saat 10 gibi sıcaklık 40 dereceye varıyor. Bazen 48i buluyor. 8 saatin ardından 2 saat de ofis işi yapıyoruz. Bugün çömlek sınıflandırmasını öğrendim.

Paragraf actıgıma bakmayalım, aklıma eseni yazıyorum ve şehir bana iyi gelmeyecek, biliyorum. Burada yorgunluktan rüya bile görmüyorum, düşünemiyorum. Fiziksel yorgunluktan uzak kalmakmış sorun, dinlen dinlen hamlıyormuş vücut. Yormak gerek, yorulmak gerek. Unutulmuyor, hatırlayamayacak kadar topraga girmen gerek.


Şehir bana iyi gelmeyecek biliyorum. Tanıdık bildik yerlerden uzak durmalıyım. Kimseyi tanımamalıyım

Bu akşam sinirlerim havaya zıpladı. Yoksa çok geyik, çok gülemez halde eğlenir durumdayım. Boğaziçinden 5 kız olacagız yakında, biri liseden arkadasım, biri Fr sınıfından, ikisi yeni ve Birgün'den. Güzel yani.

Bir acayip her şey yahu. Fark ettim sığınağım elimden alınacak, yurdundan kovulmuş olacağım topraktan uzak kalınca. Biraz önce fark ettim, çok acayip oldum. Göçebe olduğumu bile unutabilirdim.

Pazartesi, Ağustos 06, 2007

Hasankeyfe Sadakat Treni

29 Agustos@ta Istanbul'dan kalkacak 2 Eylulde Istanbula geri donecek. Belki 1 Eylul'de karsilasiriz orda. Gelin yaziktir gunahtir Zeugma'nin evlerini kaybettik hadi bunu yapamasinlar bize

Zincirli Hoyuk

Kaziya geldim efendim. El kitapcigini okuyup anlmaya calisiyoruz. Yarin alanda her sey daha guzel olacak ama su an da fena degil. Burasi asiri ruzgarli ve sicak ama nem olmadigi icin carsafa yapisip hayalet gibi kalkmiyoruz. Akrep ve yilanlarla ic iceyiz, ben bir gocebeyim, ruhumda var bu. Onu fark ettim. Ilk defa gunluk gibi bisi tutuyorum yani kazi ve sonrasindaki gezi notlarim gibi bisi olacak umarim. Yoksa sevgili gunluk ler tarzim degildir, bloga bakmadan konusalim hehe

Perşembe, Ağustos 02, 2007

Hafızamdan silmek istediğim şeyler var. Ve bende hafızamı silecek güç. Bir de arada günlük olayları silmeme genimi aktive edebilirsek... Bir gün bir yerde kendimi unutacağım.

Sürekli konuşmamın nedeni susup susup kötü bişi dememek olmalı. Sürekli geyik yaparak bu olasılığı ortadan kaldırıyorum.

Andreas Gursky sergisine gideceğim umarım. Bunu da unutmazsak, yine bişi olmazsa, ot bok ve püsür.