Cuma, Kasım 23, 2007

Çay Sohbeti

Turizm İşletmeciliği Bölümü'nün bu dönemki 2. Çay Sohbeti'ni ben değil bir arkadaş yapmakta. Kızcaaaz üşenmemiş İran'a gitmiş, orada ne etmiş onu anlatacakmış. Çay Sohbeti sonrasında kariyerinizle ilgili bir ufuk açma vaadi, Cvye eklenecek güzel bir sertifika proğğğramına kabul sözü filan yok. Belki ayh niye gezmiyozzz diye kıpraşabilirsiniz. Bu kadar.

26 Kasım 2007 Pazartesi 15.00-16.00 arasında Hisar Kampüs'e gelip Çay Sohbeti nirde aga deyiniz. Demeyen karşıma çıkmasın, uyarıyorum: çemkirellayım, huzurluyum.

in a relationship with osman

Avni'nin pabucu dama atıldı sananlar yanılıyor. O sadece uzakta. Osman ise görebileceğiniz en tüylü İran kırması, upupuzun tüylü, bembeyaz, 3.8 kg (avni 5), sarı gözlü, iyi huylu, konuşmayı bilen, ortalığa sıçmayan, beni özleyen, koynuma girip yatan, hastalandığında ilk aklına gelen ben olan, caa:nım bir kedoşşş.

Fotoraf değil video koymak istoorum ammavelakin olmaayor. Başariciğim. Çokkk yakında

hmfff

İçiyorum güzelleşiyorum. Çok oyalandım mesaj atsam mı atmasam mı diye atmadım sonra. Boğaz ne güzeldi oysa, yürümek istedim onunla beraber. Ama uzakta.

Uykum var, 11de uyanacağım.

Mülakatte çok mu konuştum ne? Belki de aman gitsin başımızdan şu geveze diye yollarlar? Olmaağ mı?

Yollasınlar.

hıh.

Komedi film festivaline gidiciğiz Burku ile. Gideriz işte hıh.

Sihirli Flüt'e gittik kızlarla. Yahu Mozart diyorum, ama nasıl bir akıldır bu.

Neyse. Yazmak istediğim bin şey var ama yazmaya başlarken kesiliyor yogurt. Düşünceler kaçısıyor.

Ama misal rüyalarım süper. Savaş derken düşündüğüm lunaparka su bombası atan jetler. 2 de sarı koyunum vardır ama eheh.

Cuma, Kasım 16, 2007

Mirbaaa


Uzun zaman oldu, ama bak açıklayabilirim her şeyi. Bak hmm geri geldim işte kabul etmez misin beni? Çok şey oldu ben kapımı kapayıp uzaklaşmışken. Hepsi için ayrı yazılar yazabilirdim ama zamanım yok. Neden dersen canikom:


Çalışıyorum ben. Ama eskisi gibi masa başı otur, bolca geyik az iş ve az para değil. Sermaye işgücü ilişkisine boyun eğdim. Geçen dönem okulu dondurduğum için burslarım kesilmiş, haftada dört gün sekizer saatten delicesine bir garsonum ben artık. Imıığn demeye gerek yok, parttime halimle bile kendi yağımda kavruluyor sayılırım.


3.5 gün okula gidiyorum. Parayla ilgili dersler GGŞ teknolojisini Gme getiriyorken, tarih derslerimin hastasıyım.

Ben, ben ki bin saat uykuyla hala kafasını kaldıramayan ben, haftanın tek bir günü bile geç kalkamıyorum. Her sabah işim var. Az uyuyunca güne çok şey sığıyor. Ama şey'ler çok vakit alınca yine anlamsız oluyor.

Olumlu duygular tarafından pelteleştirilen, olumsuzların yardımıyla omurgalılar camiasına giren biriyim. Yazmaya bile başladım.

Ne komik rüyalar görüyorum ben bir bilsen...

Haftaya çay bohbeti yapıyorum bölümde. Persler'in İzinden gidiyordum ya, onları anlatacağım. Önümüzdeki 2. pazartesi 15.00'te. Reklamımı yapıcam.

Bu blogdan sıkıldım sanki. Diğerini de tamamen unuttuguma göre. Ehehe. Yeni bir blog yolda. Ama konulu blog =p


Hollanda'ya exchange'e başvurdum. Salı mülakatim var.
Zincirli'ye başvurduk yine aynı takım.
Bir de yaz okuluna kaldım. htr idi tk idi ot idi bok idi.

Tiyatroya gitmek istiyorum. Biri beni tiyatroya götürsün. Hey! Ciddiyim. Yok mu kimse biletleri burnuma doğru sallayıp naaaaber diyecek, hadi gidiyor muyuz kontesss diyecek?

Yakında sınırsız yeme seanslarıma son vereceğim. Bunlar can çekişmelerim. Havuza gideceğiz klor klor olacağız ne yazık ki ama yüzyüzyüz yapiciğiz.

Hey... Tiyatro dooorum, Aralık ayı doooorum.

Yaşamın Kıyısında ya da Yumurta'ya sakın ha sakın gitmeyin diyorum bi de laf arasında.

aloooooooooooov

Geri geldim diyorum