Pazartesi, Ocak 28, 2008

Gelecek ay programları listelenmiş.

let there be god

böylece lanetlenebilelim.

*
İnsanın mükemmel olduğuna inandırılmış insanlarız biz. Bir neslin üç beş neslin değil, hepimizin beynine işlenmeye çalışılmış bir yalanın ceremesini çekmekteyiz.

*
Bunu diyen benim.

Pazar, Ocak 27, 2008

aşağıdaki videoda:
kimya okuyan arkadaşlar lab gözlük ve önlükleriyle soytarılarımıza sponsor olmuş oldular. ya da almanlar yenildi diye türkiye de yenilmiş sayıldı. öyle bişi.

caner de aynı soytarılara elbise askısı ve yılbaşı şapkası desteği sağlamış oldu. ya da soytarılar sarhoş diye caner de sarhoş oldu.

soldaki soytarı (hani şu mütemadiyen kıvıran) niye bilmiyorum ama eline boş bi bira şişesi bantlamış. Zaten videonun bi yerinde dolabın üzerinden dolu bira şişesini alıyo, onu kendi eline bantlı boş şişeye şerefeee demek için kaldırıyor, sonra da kadın soytarıyla kadeh/şişe/her neyse tokuşturuyorlar.

Bursa-Görükle'de bir evin bir odası. Eğlenmek kolay iş.

Cuma, Ocak 25, 2008

hiçbir şey düşünmeden aptal aptal sırıtılabileceğimi fark ettiğim günü hatırlamıyorum

ama güzel bi gün olmalıydı.

böyle anlamsızlıklarla eğlenebilmeli, yeterince sarhoş değilim diye vodka shotlar ardından elma kokusu saçarak kusabilmeli insan.
ki yaptım.





buzdolabındaki tüm resimleri yalan söylemece oynucaz diye toplattım

bu kedinin adı virgül. dün gece ağzından sıçtı ya da bok kustu. anlaşılamadı.

seviyorlarmış gibi dimi... tek amaçları virgülün kuyrugunu kesip onu nokta'ya satmak.


seviyorum onları. elimde değil.





video

Olmamış haber ajansı

OHA

*
2. dönem dersleri açıklanmış diye bi sevindim bi sevindim. Ders programlarını alamadığım tarih derslerine bakıp üzülmek için seviyorum. Neyse ki tarih bölümü gösterip vermemek konusunda ısrarcı. Derslerin adı var, zamanları yok.

*

Avninin can sayısı eksi bir yanına da iki sıfırlık bi vet masrafını biraz önce ödeyemediğim anı atlatmakla birlikte bir ay boyunca ekmek arası simit yemeye karar verdim. Karar vermedim, beni hayat oralara sürükledi.

OHA be.
Lütfen çalıştığım kafeye geliniz. Lütfen yemek yemeseniz bile bol bahşiş bırakınız. Bir aylık yaşam alanım sizlerin bahşiş bırakmanızla kol kola ilerliyor.
Ehehe.

Avni sekiz yüz yıl yaşamak zorundasın.

*

Gerek Oğuz Atay, gerek Yıldırım Türker ile ilgili kötü şeyler de öğrendikten sonra kendimi intihar ediciğim artık. Ehehe. Böhühü.

*

SSM'de sergi başkadır. En son Çarşamba akşamı sergi gezmece oynarken görevli 22 civarında binadan çıkan bana öyle hoplaya zıplaya gidemezsiniz yasak, ben sizi aşağı kadar bırakayım demişti.
Hani Atlı Köşk'ten kapıya kadar yürütmediler. Merdivenlerde zıpzıp oynatmadılar. Bi arabaya bindik. 30 saniyeden kısa bi sürede, üzerine bastığım salyangozdan özür dilememe bile izin vermeden.

Bak bunu da bi kenara yazayım, gelecek sefer direnicem. Ehehe.

*

Çarşamba gecesi insanlardan uzak durmak adına İstanbul'a dönmeyip içkiye yanaştığım bir yana, Kontrabas'ı da kaçırdım. Sevdiğim birini ekmiş oldum. O yalnız yalnız gitmiş anladığım kadarıyla. Halbuki ben Süskind nasıl bi oyun yazarıymış, merak ediyordum.

*

Acayip bi gri var üzerimde. Hani gri olduğunu fark etmek bile irkilmeme neden oluyor. Sanırım haftada dört gün giydiğim garson tişörtüm içime işledi.

Çıplak çalışabilirim yani.

Perşembe, Ocak 24, 2008

Sevgili okuyucu

Ta buraların yüce hakimi narsis7ekho öfkesini kontrol etmeyi zaman zaman unutan bir sevimsizdir.
Şüphesiz ki o nursuzların nursuzudur.

Aklınızda bulunsun.
Artık kin de tutabiliyor.

*
Geçen gün bir İK sayısında yazarlar ve boktan kişiliklerinden bahseden bişiler vardı. Şimdi adını koyamadım. Neyse. Alexander Pope'un kadın düşmanı bir acuze (En güzel acuze diyen kadın: Sumru Yavrucuk) olduğunu da ordan öğrenmiştim. Virginia Woolf'un da hizmetçilerine kağıt kağıt emredişlerini Elif Şafak'ın hiç de beğenmediğim Syah Süt'ünde öğrenmiştim. (Sevilmeyen kitaplar da bişiler söyler sonuçta. Nereye baktığımıza bağlı) Falan filan.

Hadi onları geçtim. Zira ne bana emretti kadın kağıtlara yazarak, beni insan yerine koymayarak; ne de Pope'un sinirlerini zıplatan birinci kişiyim. Kin'in rengi kırmızı değil, kara. Beni delirten, beni delirten, beni delirten olaylar oldu. Ben odaklı.

Sonra şimdi taslak haline alıp gözlerinizden uzaklaştırdığım postları yazdı biri. Benim ellerimi kullanarak.

Delirmedim. Üzüldüm. Ağlamak isteyip ağlayamadım. Olmadı. Öldürmek isteyip öldürememek. O pis gerçek. O gerçek. Bir gerçek. Diğer gerçekler gibi.
İnsan dediğin şey pek bi iğrenç.

En cicisi bile. En gökten kafama düştü yihhu dediğin bile. Senden daha lğrenç olduğunu görünce belki can yakıyor. Bak böyle düşününce ne mantıklı oldu.
Hatta salaklık yapıp bu da bişi mi neler yaşayanlar var neler de diyebilirdim.
Bu da mantıklı.

Bi ben olamadım.

Şimdi benim bu gerçepi hazmetmem gerek dimi. İnsan boktan ama güzel şeyler de yapabiliyor demem gerek. İkisi de aynı insan demem gerek. Keşke kötü olsaydı demek bi işe yaramıyor, iyi olamadığını saaaten biliyoruz. İkisi de aynı insan.

Şimdi bu post benim kusmuğumla (ki elma kokar. elmalı vodka içtiğim sürece) dolsun:

Ben bugün, beni o kadar şaşırtan, kinlendiren, karaya çalan adamı gördüm.
Başka birinden/birilerinden aldığım kini ona duydugumla birleştirip hesabı Alman usulü değil de, direkt bi herife kesmeye çalıştığımı fark ettim.
Beni ikna etsin diye onu görmek istedim. Yani ben kendi kendimi ikna edebileyim diye.
Bir daha aynısını yaşadığımda onu öldürebileyim diye biraz da.

İnsan böyle de boktan bişi.


Yolda büsürü şey düşündüm ben. Yağmurlu havalarda etrafa küfreden bizlere karşı bulutları taşıma aracı olarak kullanan çıplak çocuklarım. Bulut bekliyor misal. Yıldızdan çıkmış hooooop örümcek ağına tutunmuş öyle sallanıyor bir bulut bekliyor. Yağmur yağmadıkça söyleniyor filan.


bıktım.
kendimden de.
hepinizden de.

gülerken güldüğümü hissetmek istiyorum.

Çarşamba, Ocak 23, 2008

Alper Canıgüz'ün ölmemesi sorunSALı



> Date: Wed, 31 Oct 2007 16:34:03 +0200
> Subject: blogunuza>
> girilemiyor sanki artık? girilemiyor değil mi? bakıyordum ben halbuki ara ara.>
> alper.

2007/10/31, narsis7ekho
Bir süreliğine kapadım. Benden çok çok şey vardı, azaltma yoluna gidiyorum sanırım. Ammaaa, isminiz? Düşün düşün anlam vereme hallerindeyim. Aklıma sadece iki kitap ismi geliyor??

Date: Thu, 1 Nov 2007 00:45:00 +0200
Subject: Re: blogunuza

he ya, var hasbel kader yazdığım iki kitap.

2007/11/18, narsis7ekho

Heyy!
Geri döndüm ben.
Yani blog olarak mlog olarakkk.
Beklerim misafirliğe ;)
sidikli kontes

Hoşgeldiniz. Rahatsız edeceğim bir ara ben de o zaman.
roket ali

Sent:
Tuesday, November 20, 2007 2:28:40 AM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
uyanık mısınız?

Sent:
Wednesday, November 21, 2007 11:00:30 PM
To:
alper caniguz (alpercaniguz@gmail.com)
Sorunun sorulduğu sıralarda da, şimdi de evet =) Zamanlayamama.


From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Saturday, November 24, 2007 12:40:31 AM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
evet ben biraz vaNpir modeli olabiliyorum zaman zaman. zamanlamak güç yani.

zaman
From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Sunday, December 09, 2007 10:56:46 PM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
uygunsuz zaman mıdır yine?



Ah zaman uygunsuz değil de, şu sıralar gevezelik yapacak kadar uzun kalmıyorum buralarda. İşte bir tek blogda, kendi kendime bir süre konuşup yine kitaplara dönüyorum. Teknik yetersizlik, eve interneti bağlatamadık haaaala. Yakalanamıyorum.


fff uyanık mısınız mailinden beri an an aklıma gelen üzerinde ne var geyiğine tapıyorum. Bilginize arz ederim,
nasıl olan kontes hanım

Sent:
Tuesday, January 15, 2008 7:03:23 PM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
ben anlamadım ki ne dediğinizi?aslında var merak ettiğim bir şey de nasıl sorayım bilemedim. piskoloci bildiğini gösterme ihtiyacı... falan şeklindeki zırva yorumu yapan siz olamazsınız, de mi? bak, sordum gitti.


Ben de sandığım kadar "şakacı" olmadığınızı düşünmeye başlamıştım efenim. Uyanık mısınız? diye bi mail atmıştın ya yahu, tam siberalem sorusu gibi gelmişti ne bileyim. İki sayfa yazmayayım dimi şimdi bunu açıklamak için? Çağrışıp duruyorum başka bişi diil. ***Yok hala Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı ne kadar sevdiğimi bilen bir arkadaş tarafından keklendiğim fikri kenarda bi yerde duruyor ama neyse.*** O yorum da nerde yapılmış ki? Ayh niye ben yapayım öyle bi yorum?! La havleeee! Tabi ki ben değilim. hıh. O gizliajans mıdır nedir bi isim dolaşıyor ortalarda. Nedir ne değildir? (Doğruysa bu sefer rica edicem fazla sayıda basılsın. Elimdeki son Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı da birine hediye ediverdim birkaç ay önce, sıkıntıdayım.)Bak, ben de soruverdim.


Sent:
Wednesday, January 16, 2008 12:04:35 AM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
uyanık olmanızı diliyorum...


Niyeeeğğ?


From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Friday, January 18, 2008 12:51:00 PM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
yav kusura bakmayın, tepki manyaa oluyorum ben öyle zaman zaman. orda mıdır, okuyo mudur, uyumuş mudur, cevap verecek midir felan gibi...gizliajans gerçek, evet. birbuçuk senedir uğraşıyorum üzerinde ama evelsi gün daha ikinci bölümde feci bir hata yaptığımı fark ettiğimden baştan yazmaya başladım falan. hayırlısıynan yeni yeni kısımlar da yazmak başlıyorum ama bugün yarın... ve işalla bu sefer daha çok basılır, iletişim o konuda biraz vurdum duymaz olduğundan maalesef, korkarım bu sefer başka yayınevi felan olabilir. daha tam bilemiyorum ama...


18.01.2008 tarihinde narsis7ekho narsis7ekho yazmış:
Genelde senkronize olamiyiciğiz efenim. Sürekli sorup beni paranoyak yapmayınız. Hmm acaba uyanık mıyım? Hmm uyanık geçinirim ama aslında ayakta mı uyuyorum? Hmm. hmhmhm. Kitabı bitirseniz de röportaj yapsak. (Ve tabi ki gazetesini düşünen genç bunu söylemeden duramazdı) Olar değil mi? Bence süper olar. O yorum olayı nedir bi de. Bi anlatın bakim nasıl bana yakıştırdınız sonra çemkiririm.
Şu an için uyanık olan narsis7ekho
ehe

From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Monday, January 21, 2008 2:42:28 PM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
vallayi olar tabii. ben de istiyorum yani kendisi bitsin gitsin diye. hatta bundan sonra bir roman daha yazayım, ondan sonra da alper kamu'nun ikinci hikayesini yazayım istiyorum. (henüz arada ne yazacağımı bilmiyorum ama seri kahramana bağlamak doğru gelmiyor bana. arada bir kitap yazdıktan sonra yine seri kahramana bağlamaksa, seri kahramana bağlamak doğru değil diyen birinin tavrı gibi geliyor... o yüzden de arada bir şey daha yazmalıyım sanırım.)
vallahi o yorumun sizin olduğuna dair vehmim nerden kaynaklanıyor şu an hatırlamıyorum ama sevindim öyle olmadığına. çok yakışıksız bulmuş idim kendisini.
ve kuzum, siz hangi gazetede ne yapıyorsunuz?

Yuppi! İçimde ponpon kızlar kutlama gösterisi yapmaya başladı bile. İyi iyi tiz elden yazıla yeni yeni şeyler, bak misal bugün Alkım'da iki kitabı da gördüm, oldukça boktan bi gün olmasına rağmen sırıttım. Yorum için Neyyyyse diyorum olabildiğimce uyuz olarak. hıh. Yahu bre deyyus bile dedim (itirafff) bi buçuk senelik blog saçmalamalarıda sağda sabit tutacak kadar sevdiğim bi kitabın hakkında bi bok bilmediğim yazarı hakkında nerede ne sallayabilirim. cık cık. Birgün'e bi iki haber hazırlamış, sonra kölelik şartlarında çalışmaya başlayana kadar yine orda cuma günleri 2. sayfayı hazırlamakla oyalanmıştım. Şimdi sessizim. Çünkü bi aptalım ben. fff


ve işte biraz öncesi
...


Re:
From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Tuesday, January 22, 2008 11:31:45 PM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
yine senkronize olamadık, değil mi?

RE:
From: narsis7ekho narsis7ekho
Sent:
Tuesday, January 22, 2008 11:32:59 PM
To:
alper caniguz (alpercaniguz@gmail.com)
ahahaha
burdayıııııııııııııımm


a ne güzel! ama ben biraz doktor cekil mr hayd bi insanım... sizi zayi etmek istemem açıkçası...

Değişim başladı bile yani. Olsun.

e gelin olun o zaman canımın içi... onlayn olarak felan (bu arada domuz gibi başından beri her bir imanızı ve şakanızı anlıyordum tabii ki)

honlayn olayım derken? Sen anlayabilirsin ancak ben bi sarhoşum, kısıtlı ehliyetliyim. Anlamama hakkım gizli.

ben de çok sarhoşum ki? onlayn arkadaşlar felan olsak mı ki?

citolk

gmail mi yapsak hotmail mi, yahoo mail mi o zaman?

citolk doorum gtalk gtalk. yahoomdaki grup maillerini bi gönüllü silene kadar bakmıcam oraya. hotmaile de uyuzum ezelden. yaaani

o zaman sizin gmail olmanız gerekiyor elif? ben zaten gmail'im bak?

ben hiç anlamadım ki saten blogda da gmailim yazıyo ne akılla hotmaile mail atıyorsun

söyleyin bana onlayn ve pek tekinsiz bir muhabbet içine girecek miyiz elif?

ne o öyyle pek tekinsiz?


Sonrası erojen haller kıpraşması.
İnsanlar iğrenç diyorum. Haklı olduğumu da biliyorum. Gözüme gözüme girmesi gerekmez dimi bu gerçekler uzakta da durabilirler.
Şimdi Caner'e söyledim. Kolumu tuttu. Tiksindim. Caner'den değil. Yok artık. İnsanların iğrençliğinden. Caner, niye bu kadar boktan her şey?
Ülk burda bunalma dedi.
Üzüldüm lan. Sevimli bi kitap. Falan filan derken. Ekşi'deki roket ali efendi imiş sanırım. Ölsün istiyorum. Ölsün. Şimdi. Nefes alamasın. Yaşamasın. Yaşayamasınlar.

Üzüldüm be.

Son:

From: narsis7ekho narsis7ekho
Sent:
Wednesday, January 23, 2008 12:46:01 AM
To:
alper caniguz (alpercaniguz@gmail.com)

Yok yok. Bu mailleri almadım ben. Uyanık olmamı sanal seks hevesiyle uman biri değildiniz azizim. Şaka, tepki ölçme, uyuzlaşma, ego sınaması olabilirdi. Böylesi olmazdı. Tekinsiz konuşma, onlayn arkadaş, erojen hal. Ahahaha. Ne bu böyle be? Liseye adım attık öyleyse niye erosla başlayan erosla biten her şeye saldırmıyoruz ki mi?, ya da ilk özgürleşme çabasıyla birbirimize gömülme hevesi mi? Ne açlığı? Ne kadar? Bir acayip bu. Bu isim de uydurma saten. Dimi benjamin. Evet cevat abi. Kafamı diğer tarafa çeviriyorum. Bir kez daha. Soyunuza olan ilgimi soyunuz bile kurutamayacak. İndirimli tarifemiz burada sona eriyor. Sessizlik.

From: alper caniguz (http://by125w.bay125.mail.live.com/mail/ApplicationMain_12.1.0069.1213.aspx?culture=en-TR&hash=4094628833#)
Sent:
Wednesday, January 23, 2008 12:52:32 AM
To:
narsis7ekho narsis7ekho
sevimsizsiniz canımın içi. hakikaten öylesiniz.


Beni msnden sileceğini söyleyip son yirmi dakikadır bunu yapamayıp ara ara laf ediyor. Sessizlik. Bu orta yaşlı babaların libidolarıyla erojen halleri beni iğrendiriyor. Ölseler keşke. Hepsi birden. Tam da şimdi.

Salı, Ocak 22, 2008

meksika kumu

before our innocence was lost

Gri geri geldi.

Bir zamanlar seni sevmesini gözlerini sıkı sıkı kapayıp dilediğin birinin sevgi sözcükleri bile kafanı dier yana çevirmene neden olacak kadar sıkabiliyor seni.
Elini tutmak istediğin insanı geçtim, birine dokunma fikri mideni bulandırabiliyor.
Tüm pislikleri yapabiliyor ve gülüp başını diğr yana çevirebiliyorsun.

Tek ben miyim diyordum. Bazı insanlar vardı ve çk masum görünüyorlardı. Sonra kalbi kara olan belki de ben değilim demeye başladım. O masum görünen -heşeyibilirimbenveherşeykesindiraklımdaveaslındabendoğrularındaneminim insnlarının ne kadar olgun oturmuş düzgün insanlar olduğunu düşündüğüm günlerle onların diğer yüzlerini gördüğüm anlar arasındaki bocalayışlarım geçti

Bilmek ömrümün zindanı.

İnsan ırkıyla aramda gerçek bir sorun var. Tanımadığım birileri gerek bana. Onlardan iğreneceğim an gelene kadar birilerinin yanıma uzanması gerek.

Yanımda 14 yaşımdan beri yanımda olan insanlar var, eskisi gibi içebiliriz.
Eski uzak. Yeni bişi yok. Şimdi en kötüsü.
Eski uzak diye güzel belki.
Yeni de olmadığı için.

Hayat boktan. İnsanlar iğrenç.

Bursa

ben: (yukarı Evrim'in yanına çıkarken) Selçuk ya asansör 6 kişilik diyo, biz 2 kişiyiz - 4 kişi beklememiz lazım kahretsin ya


*
Acayip bi yer. Gidiş biletimde bağyan, dönüşte bay yazıyor. Selçuk için de tam tersi. Dönmek konusunda bi takıntıları var ama tam olarak çözemedim.

Şu sıralar sadece şarap içmek istiyor canım. Şarap bitince geçen gün konyak içtim (kanyak değildi, konyaktı gerçekten de) (Evet evet ekmek bulamadım pasta yedim) (Hem de vsop)

Son dört günün üçünde atlıkarınca benim için döndü.
Leman Kültür'deki yemek fiyatlarını takdir etsem de alkollü içecekler konusunda niye AKP politikası izlediklerini çözemiyorum. -Makarnalar 6-7 yetele, bi bardak vodka vişne 6.5 yetele. Olmamalı. Tiz elden ucuzlatılsın. Yoksa perdesiz camımdan alemi seyreyleyerek içicem

*
Evrim: (bizi geçirmek için aşağı inmeye karar verir) oha artık 3 kişiyiz daha az beklicez

ağlayıp zırlayan tüm çocuklardan
el ele hatta kol kola hatta tek vücut olup yürüyen ahtapot sevgililerden
insanların aptallığından

nefffret ediyorum.

Ablam bıçak taşımamamı tembihleyip duruyor.

Vantuzlarınızı çekin pislikler.


Sanki bir zamanlar kalbim bu kadar kara değildi.
Aptallar

Cuma, Ocak 18, 2008

Papatya Avnij iyileşmekte

Avniye yakalık takmıslardı, avni bi papatya olmuştu. Herkes ona hayrandı. O kendine.
Amet evde Avnij yok diye ağlıyor, Şirin'e bile sataşmıyor, poposuna taşitoşitoşi diye pıtpıt vurdurmuyordu.
Avni onu sevdikçe rahatlayıp çişini yapmaya çalışıyor, çişle karışık kan beni ağlatıyordu. Hele dombili Avni yaş mama bile yemeyince çocum ölüyor diye bağırmak istedim.
Ana yüreği.
Çocuum dana gibi.

2 gün fark etmesek ölürmüş.

fff.
hayvanlarınıza iyi bakın.

Ablasıyla arasında özel şarkı olan kaç insan var. Ve bu şarkılar niye hep Placebo'nun? every time i rise i see you fallin'
Misal bu özel olan.
Bi de kardeş ablayla dalga geçer şarkımız var. Infrared. someone called the ambulance.

ambilaaaaaaaaans.

*
Bir de ben bir küçük sitede üniversite denen oluşum ile ilgili yazıyorum üç haftadır. Öyle işte. Yorum denen şey komik.

Benerci Kendini Niçin Öldürdü?

Niçin?!



*
REEEEECa ediciğim gidiniz ve dekor nedir ne değildir bi görünüz. Lütfen.

Çarşamba, Ocak 16, 2008

Final dönemi bitti, avnücan ağır hasta, ufukta bir Yunanistan yolculuğu, yüz binlerce aktivite kapıda

Sanırım 4 yıllık üniversite hayatımda ilk defa bir dersten kalıyorum. Gerçi prof'tan da çakmıştım ama o sıralar okula pek gelmiyordum. Demek okula gelip derse girmeyerek de derslerden çakılabiliyormuş. Hadi ben öğrendim, öyleyse DD olsun benim olsun? Finansı bir daha çekemem ya sabahın köründe. Asabiyet yapıyor.
Şaka maka GGŞ.

Dün Avnücan mama yemeyip çiş yapmayınca Ülk bir sorun olduğunu anlamış ve hemen onu vet'e taşımış. İdrar yolları ve patilerde iltihap! Patin nasıl iltihaplanır Avnijim yau? Evin içinde hop zıp, idrar yolların nasıl iltihaplanır! Sonda takacaklarmış mini minime. (Aslında 6 kg.lik bi ayu yavrusu) Mini minim benim, minyon yüzlüm. Üzgünüm.

Erasmus belgesini imzalayıp teslim ettim. Hibeleri vermiyoz derlerse başlarına açacağım belanın haddi hesabı yok. Zira trouble is my middle name demiş atalarımız.

25 Şubat bir Yunanistan yolculuğu. 3 gün için 120 avro Schengen vize ücreti alacaklarsa yatar bu iş, bana ne. OHA hatta.

Akşam Benerci'lerde oliciğim. Büssürü yapılacak şey, gidilecek yer var. Shakespeare bu sene çok şanslı ama ben nedense Türkiye'deyim.

peh.

but in the end i'm not too bad

Cuma, Ocak 11, 2008

Tiyatora

Gençler içim içime sığmıyor. Yeni evimdeki ev arkadaşlarım tiyatrocu. Bilirsiniz ben de izlemeyi pek severim. Şubat'ta sizler için bir oyun seçsem, sizi de peşime takıp gitsem? Ayh ya da şöyle ne de olsa tatil, Ankara'nın o deli deli tiyatro kültürüne gömülsek? Yok şimdi onu organize etmek daha zor. Ben kendim giderim.

Şimdi size bi iki haber vereceğim:

Frigler sergisi YKK'de, Galatasaray'daki Vedat Tör - ayh işte Yapıkredi'de.
Anladığım kadarıyla onun üst katında da Nazım Hikmet sergisi var.

Pek beğenilmese de Einstein sergisi Maçka'da Mart'a kadar devam ediyor.

İstanbul Modern'de Bağımsız Amerikan Film Festivali sanırım 26 Ocak'ta başlayacak. Yani Ocak sonuna doğru da, tarihi unuttum.

Bana Söz Ver gösterimde! Çingeneler arasına karışalım mı noooooooolur sınavlar bitsin çingene olalım.
Güzel filmler akın etmeye başladı.

ve son olarak TİYATORA:
Dostlar Tiyatrosu Sivas '93'ü oynamaya bugün başladı. Şubat'ta da oynarlar dimiiiiğ? Genco Erkal, FAzıl Say diyeyim size.

Dot'ta Kürklü Merkür için 17 Ocak'a bilet alacağım yarın. Çok helecanlıyım. Size de tavsiye ederim.

Şubat ayında DT oyunlarını bitirip yeni müdürünün şerefine (ki kendisi sevdiğimiz bir Birgün yazarıdır) Şehir Tiyatroları'na el atacağım.

Bir de Kenter Tiyatrosu'nun bilet kampanyaları var. Bir bilet alıyorsun üç oyun izliyorsun. Bir de gönlünden ne koparsa'sı var.

Sınavlar çok yaklaştı ya, tüm güzel şeyler böyle akın akın.

Bana eşlik eder misiniz yahu

Leenane'in Güzellik Kraliçesi

Çarşamba günü gittim gördüm. O kadar güzeldi ki... Neden 7 yıl önce sahneye konmaya başlandığından beri hala salonu ağzına kadar doldurabiliyor anladım. Çok güzel, pek güzel. Ben saten İrlandalılar'ı da hep sevmişimdir. ayriş pabları da. Kafama bir shamrock çizesim geldi, yeşillere bulanasım geldi.

Yok be... Eheh, Sumru Yavrucuk'un iki yanağından muck muck öpesim geldi

Perşembe, Ocak 10, 2008

Salak

İnsan salak olunca ona hiçbir şey yapamıyorsun. Aklını başına getiremiyorsun. Titre ve kendine gel diye bağırıyorsun (ki bu cümlenin sonunda Öztürkçe kelimelerle dolu bir Oğuz Atay ya da Süleyman Kargı açıklamaları getirmemiz ve gebermemiz gerek gülmekten.) hı? diye balık balık bakıyor suratına.

Salak!
SALAAAAK!

Düşünsene demek istiyorum. Nasıl göremezsin diyorum. Görüyorsan ama kafanı çevirmek istersen anlarım ama bu senin salak olduğun gerçeğini değiştirmez diyorum. Argümanlarımı çürütemiyorsun diyorum.

Sen bir balıksın ve bu sefer sana istemediğin gerçekleri gösterecek bir kedi arkadaşın olmayacak diyorum. SALAK!

Akvaryumunun içinde dönüp dururken bile hafızana reset atabiliyorsan saten ben ne diye kedi kurnazlığıyla sana yardım etmeye çalışmışım ki.

Beter ol.

Erasmus

Bu isim niye bana hep EROS'u hatırlatıyor yahu?

TAM BİR SENE SONRA HOLLANDA'DAYIM GENÇLER. Jale Abla'nın bilgisayarından girdik baktık, sonuçlar açıklanmış. Bunun üstüne Jale Abla ben en baştan biliyordum ki sana çıkacağını ehehehe dedi. İkinci dönem okulu dondurduğum yetmiyormuş gibi bir ikinci dönemi de abidik gubidik dersler alarak Hollanda'ya harcayacağım. Bölüm bitirmek için yazmam gereken tez acaba ne zamana kalacak. Okul beni bırakacak mı? Sonsuza kadar lisans öğrencisi mi olacağım? İkinci dönem fişşek gibi TRM derslerine boğuluyorum izninizle. Tarih beni affedecek umuyorum. Her türlü fazla kredi fazla ders alma dilekçesi tüm birimlere yazılır. Kendi kendimin arzuhalcisi oldum. 15 dakikada statement of purpose yazmış insan bence her şeyi yazar.

Değişim öğrencilerine verilen hibeleri azaltan akılsızlara da, okulların bedava olduğu hiçbir yerde görülmemiştir diyen görme engelli olduğunu düşündüğüm özgürlük vaadi kusan çelişkilerin adamı YÖK başkanına (YÖK ve özgürlük saten başlı başına bir çelişki) da (ki kendisi başbakanımız kadar cahil görünmekte. Okumakla bilgi edinmek arasında dağlar kadar fark var değil mi? Biri kota - pozitif ayrımcılık nerde var canım bak Fransa'da var mı Avropa'da var mı der, diğeri eğitimin bedava olduğu bir yer göremiyorum ben der. Çok özendiğimiz, biz avropalıyak dediğimiz kıtaya kafasını çevirip bi bakmaz.) bol kitap okumalarını tavsiye ediyorum. Ancak sadece din kitabı okurlarsa ilerleyemeyeceklerini de sakalı olan biri söylerse sevinirim.

Utanmaz ve uslanmazım

Efenim İngiltere'den döndüm, bana bir haller oldu. Bir hafta İstanbul'la seviştim, sonrasında Çıralı'da hamak sefası yaptım. Biraz gezdim. Antep'te bir ay toprak soludum ve malum azcık Acem diyarlarına gittim. Döndüm dünyaya kovuldum evimden, ev aradım. Ev buldum Telekom grevdeydi grev kırıcı olamazdım bu kafamla, internetsiz kaldım. Saten bilgisayarım bir arkadaşımda ve arkadaşımın evi uzaktaydı. Şimdi başka bir evdeyim, bilgisayar hala benden uzakta.

Lafı nası uzattım değil mi? Evet çünkü utanmazlığım bile bir ayara bir sınıra mahkum. Goddess Artemis'in blogunda şöyle bir link gördüm tarih 14 Ağustos.
http://goddess-artemis.blogspot.com/2007/08/mim-en-gzel-yalanlar.html

Sonunda benim zavallı blogumun da ismi geçiyor. Bu naneleri pek anlamadığımı ve nedense hiç ayak uyduramadığımı cümle alem öğrendi. Yalan yanlış gidiyorsam da he deyin geçsin.

EN GÜZEL YALANLAR

Şimdi yalan söyleyen biri olarak bir ayrım yapamıyorum. Her yalanım bir çocuum sayılır. Ehehe. Olayları abartan yalancılardan değilimdir, yok yere yalan söyleyen biri değilimdir, mesela annesi tepki gösterecek diye geçiştirme yalanı söyleyen küçük bir kız çocuuu da hiç olamamışımdır. Ama sonuçta gerekli gördüğümde yalan söylerim, böyle de dürüstüm ve çokkişilikliyim.

Hangi yalan en güzeldir? Karşındaki yalan söylediğini bilmiyorsa ona onu sevdiğini söylemek mi acaba? Yok be bu çok kötü oldu.
Özene bezene aldığı elbiseyi beğenip beğenmediğini soran arkadaşıma beğenmediğim halde güzel olmuş demem çok mu basit kaçacak? E yalan söylerken dünyanın ayarıyla oynamıyoruz herhal, hepsi ufak tefek şeyler.
Bir de hiç beğenmediğim halde sevmediğim bir insanın yaptığı radikal değişimleri fark edip baldan tatlı bir sesle ne güzel olmuuuş deme huyum vardı bi ara. Anlayacak mı diye gözlerinin içine bakardım. İnsan duymak istediği şeyi duyunca altını hiç karıştırmıyor. Bunu anlayınca sıkılıp bırakmıştım.

Yalan söyleriz işte hepimiz. Beyaz pembe göynüm sinde demeye gerek yok. Genelde sen ne renk olduğunu düşünürsen düşün karşındaki onu kapkara algılıyor. En güzel yalan, yalan söylediğimiz insanın gerçeğin farklı olduğunu fark etmediği yalandır diyelim.

Ağustos'tan sonra da kimseye hadi sen süle diyecek halim yok tabi. Geç oldu ama güç olmadı neyse ki

Çarşamba, Ocak 09, 2008

Tabi 19. yy'da demiryolu belirlenen rotası üzerinde olduğu için Büyük Saray Kompleksi'nin Çatladıkapı'dan denize açılan limanı ve 9. yy'dan itibaren de saray yaşamının odak noktası olan Boukoleon'u dümdüz eden Osmanlı mantığına diyebilecek hiiiiiiiiiiiiiçbir şey bulamıyorum. Bir önceki amcayı affedebilirim ama bunu yapan insan olamaz.

Bir süredir bir kafede garsonluk yapıyorum, demiştim ben bunu saten. Ama o ultra zengin ve her şeyi bilirim ben edasında pek de sular seller gibi İngilizce konuşan amcalardan biri yanındaki turiste Kariye Müzesi diye not yazar ve yanına da parantez içinde Tekfur Sarayı yazarsa ben hay senin bildiğine diye söylenirim.

Efenim Tekfur Sarayı adından da anlaşılabileceği gibi İstanbul Osmanlılar tarafından işgal veya fethedilmeden önce Bizans İmparatoru'nun sarayı olan Blacherna'ya verilen isimdir. Kariye ise Chora Monastery'den günümüze kalan kilisedir. Zamanında sur dışında kaldığı için öyle isimlendirilmiş. Bizans'ın Karanlık Çağları'ndan sonra yapabildiği en görkemli kilisedir, 14. yy yapısıdır. Blacherna ise Cenevizliler Galata'yı aldıktan ve her türlü işgal tehlikesi başgösterdikten sonra daha güvenli olduğu düşünüldüğü için Sultanahmet'teki Büyük Saray Kompleksi yerine kullanılan Haliç'teki saraydır.

Ben o kağıda yazdıklarınızı o an görseydim sevgili kendinden emin minik amca, o içtiğin bitki çayını burnundan çıkarttırırdım sana. Ucuz atlattın.

Artık kin tutabildiğime göre hayatımda başka başka değişiklikler de yapabilirim.
Mesela, sürekli aradığım ve aramaktan hiç gocunmadığım insanların ihtimal ben onları zaten aradığım için beni aramamalarına bakıp onları aramamaya karar verebilirim. Ki bu insanlar hayatımın belli bir zamanında zamanımın büyük bir çoğunluğunu birlikte geçirdiğim insanlar. Ama ben artık tüm çabamı yalnızların tapınağına yöneltebilirim. Pıh, çok da umursamıyorum ben.
Küpem, sevgili yaşam anahtarımı kaybetmişim, umursamıyorum. Bilekliğim bir ay boyunca yerde durmuş, odayı boşaltırken fark ettim. Oysa bir zamanlar onsuz adım atmazdım. Küçük küpelerim, barış işareti kolyem, her zaman yanımda olmasını istediğim insanlar. Zaten sevdiğim insanlara karşı bile vefalı olamamış ben, hayatımda bakıp bakıp sevindiğim şeylerin topuna karşı bir vefasızlık örneği oluşturuyorum. Bu sene sadece bir kez nergis aldığım gerçeği ile karşı karşıyayım. Üzülüyorum ama üzülmemi de umursamıyorum. Öyle işte.

Pazartesi, Ocak 07, 2008

Zieljuk üniversite için Bilecik'e taşındıktan sonra ilk kez evine döndüğünde annesinin diş fırçasını atmış olmasını hala hatırlar.
Benim şuanki evde neyim var bilmiyorum. Ayaklarım bana sormadan bulabiliyor burayı, bu bir lüks. Bu kadarı yeter. (Evet şu an ana-baba evinden sesleniyorum)
Benim de bir köyümün olmaması bana koyardı. Hani sürekli bir oooorda bir köy var uzaktaaaa bile diyememek. Ahah, bir de asıl ben gurbette değilim gurbet benim içimde sendromu var ki varoluşsal.

Neyse...

Osi'yi yeni ablalarına emanet ederek ödev yapmaya buraya taşındım. Aamet bir sosis olmuş, oldukça tombul. Ama sımsıkı bi tombulluk bu. =D Atletikti bu kedi bi aralar. Ah biri bana çıkıp sen de 56 kiloydun şekerim demesin vurarım =p Avni ise iyice tarçın renkli olmuş. O hep dombiliydi saten. Tarçın koklattım çok sevdi. Saten Avni hep kendine yakışanı bilen bi kedi olmuştur.

Şimdi saat 5 olmadan bi duş alsaaam? Amaaan. Yarın alırım dimi. Ehehe. Tembellik. Bana iş buyurunuz, size akıl öğreteyim.

*
Gözüme Antep toprağına bulanmış harika kokan güneş kremim ilişti. Hey gidi günler hey. Gezesim geleeeyor. Yunanistan vizesi istiyorum. Selanik'e gidip gelsem yeter, görecegim kiliseler var orda. Bir de Hollanda'ya gönderecek mi beni okul bi karar versin. Hadi en ucuzu böyle olaaayor. .hadi kızlar gezmeye.

Pazar, Ocak 06, 2008

they said this day would never come*

Bizim de bir "bugün"ümüz olacağına inanmak istiyorum. Bugünün gelmeyeceğini söylüyorlardı ama geldi demeli bir Kürt bence. Ve bunu Türkler'in çoğunlukta olduğu bir devletin hadi başkanı demeyelim zira bizdeki sisteme uymuyor, başbakanlığına giden yolda, seçimlerde filan çoğunluğun seçtiği biri olduğu açıklandığında desin. Ama bu birey Kürt'üm öyleyse tabi ki Kürtler'in çıkarlarını gözeteceğim demesin, insanım ve görevimin bilincindeyim ve eşitliği savunuyorum politikalarım da bu yönde olacak desin çünkü sevgili Ahmet Tulgar'cığımın da dediği gibi biz ondan hep iyi şeyler yapmasını bekleriz. (Biz hiçbir milletin milliyetçisini sevmeyiz.)
İşte o gün biz gülelim, Hrant da gülüyordur diyelim. Şimdi bu araya Hrant'ı niye soktum? 19 Ocak yaklaşıyor inanır mısınız? BİR SENE. Aklıma geldi bugün. Ayrıca da bu örneği yazarken Hrant'a kiliseleri restore ettirmesi yolunda bi şaka yapan arkadaşına önce o yıkık dökük duran camilerden başlardım diyen sesini duydum. Tam olarak da budur işte. Gelen ait olduğu kesimi değil, hizmet etmekle yükümlü olduğu topluluğu düşünmelidir ve zaten demokrasi dediğimiz nane çoğunluğun sözünü geçirmesi değil, farklı fikri savunan tek bir kişinin bile bunu özgürce yapabilmesidir.

Amerika'da güzel şeyler de oluyor. Altın Küre'ye aday Holywood oyuncuları törene katılmayacaklarını açıklamış. Çünkü Hlywood yazarları grevde.

Bugünkü Milliyet Pazar'ı beğendim. Normalde sadece Birgün ve Radikal alıyorum, bir yerde gördüm; hem Murat Belge ile Bizans kalıntıları arasında yürümüşler, hem Ülkü Duru'yla röportaj yapmışlar. Beğendim.
-Bu arada niye Radikal alıyorsun diyen Birgünmanyaklarına hastayım. Evet pek de radikal bir Radikal yok karşımızda ama Ertugrul Özkök teröründen uzak bir gazetedeki bu sayacağım yazararı seviyorum. Çünkü Yıldırım Türker orda yazıyor. Çünkü çok çok sevsem de Birgün'ün gündemi kaçırdığı oluyor. Çünkü Perihan Mağden'in her şeyi tamlamaya çevirip uzun ve bol büyük harfli yazıları okunurluğunu bozsa da yazdığı şeyleri seviyorum. Çünkü Murat Belge'nin köşesi beni benden alıyor. Yok yani Birgün'de Ahmetciğim Tulgarcığım var, Adnan Abi var, ehehe Mor ve Ötesi'ni pi'ye alan bir gençlik köşesi ve hatta kısa sürede -gerektiğinde- Dışhaberler sayfasını tek başına hazırlayabilecek düzeye gelmiş bir arkadaşımız var.

Sokakları, meydanları ve geceleri istiyorum!
Bu da feminist kadınlarımızın sonuna kadar katıldığım sloganları. Tacize karşı tepkilerini belirtmek için.
Evet ben geceleri istiyorum. Ya ama bu saatte olmaz ki... argumanının ya da bak burda iki ayaklı hayvan sayısı çok giyme kısa etek... koruyuculugunun köküne kibrit suyu.
Evet ben istiyorum.

This day will come.
-is coming diyememek de koyuyor aslında-




*
http://www.americanrhetoric.com/speeches/mlkihaveadream.htm
Bu cümle beni I have a dream kadar etkileyebildi. 45 sene öncesi ve bugün. Ayh bi izleyin. Sonra ama biiiiz Türkiye'deeee asla böyle bişi yapmadık ki saten demeyin. Bizdeki gizlisi. fena.

Perşembe, Ocak 03, 2008

Yeni ev

Yahu bakın ben insanlarla anlaşamayan biri değilim. 1 Ocak gecesi su içmek için mutfağıma girdiğimde tanımadığım iki insanın popoları ve sevişme pozisyonlarıyla karşılaşmasaydım çıkmazdım ben o evden. Banyoya girmeye korktum yahu orda neler oluyordur acaba diye.

Benim mutfağım
Benim MAVİ KOLTUKLaRIM
hem de çarşafsız bi şekilde
tanımadığım insanlar.

Ya pardon burası benim evim mi diye sormak istedim.
Ama aynı anda bıçağı alıp saldırmak da istedim sieeeee diye.

Neyse işte daha mantıklısı olarak daha sessiz insanların yanında bir eve çıktım.
Hayırlı uğurlu olsun.

Hem mutfağı ve banyosu küçük. Kimse sevişemez.