Sevgili erkekler, lütfen dudağınızın altında bıraktığınız o birkaç tel (ya da bir tutam işte) kılı kesin. Biraz önce tekrar fark ettim ki tiksiniyorum. Çirkin.
Çarşamba, Şubat 27, 2008
Sanki bu dönem hızlı başladı yahu?
Sürekli bir evsahipliği durumum da var da yarın itibariyle 4 günlük köle hayatıma da geri dönüyorum aslında.
İlk ödevimi teslim ettim, ilk case studymi aldım ve dahası ilk iki grup projemin birinci basamaklarının teslim tarihi kapıda.
Bu ne biçim hikaye böyle?
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
6:22 PM
0 kisi lafa karisir
Salı, Şubat 26, 2008
CS, iyi ki varsın mı desem, kahrol düşman al sana bomba mı desem bilemiyorum
Dün iki CS member'ı karşıladık misafirperverler cemiyeti olarak, gezdik tozduk gerek gözleme gerek dürüm yedirdik onlara ve Pi'ye oturup içmeye başladık.
Bu sırada sözde Türk misafirperverlerinden biri yanındaki İspanyol'la sığ ama hararetli bir konuşma içindeydi. İspanyol tüm şımarıklığıyla (ki bu şımarıklık tam benim insan ısırma şımarıklığım seviyesindeydi) burnumu sıktı.
Efenim defalarca söyledim, burnuma yapılan herhangi bir müdahale 301 kapsamında 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası ile sonuçlanabilir. Sevvvvmiyorum.
Fekat, bu muhabbetin içinde olan sözde Türk misafirperveri ile aramda şöyle bi anlamsız cümleler yığını oluştu:
sen istersen biraz uzak otur
hı? niye ki?
asılıyo işte sana
yok artık
aslıyıo öyle ne burun sıkmak filan asılacaksa da adam gibi asılsın
?!?!??!?!??
Sonra bu insan döndü ve konuşmaya devam etti.
Arada bi bana dönüp acaba bunlar başka ülkeye filan gidince mi bunca arkadaşcanlısı oluyorlar ki dedi.
İnsanların ikiyüzlülüğü var ya, yiyor bitiriyor beni.
Sinirim bozuldu. İkiyüzlülüğe nesne oldum gibi.
Bir insanın yüzüne bakıp bakıp Türkçe anlamıyor diye alay etmek filan. Ortamda dönen İngiliz aksanı iğrenç (ki taparım), Fransızlar İngilizce konuşamıyor, İspanyolsun sen nasıl gitar çalamazsın ahaha (?)
Gel sen bunlara misafirperver de.
Bi de İran'daki Saber'i düşün, bi de winter camp'ta evinde beş on kişi misafir eden üyeleri düşün.
Hay ben böyle işin içine.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
1:30 PM
0 kisi lafa karisir
Pazar, Şubat 24, 2008
Gri
Şu hayatta dünyayla bi kol kola girip dön baba dönelim oynayamadık ya...
Evet, gri geri geldi.
İnsanlar niye böyle ki diye oturup ağladım geçen gece. Destek için abla ithal ettik evden. Abla gelene kadar Ermeni asıllı olduğunu düşündüğüm bi insan telefonda iş konuştuğu için bi türlü yanıma gelemedi on dakika boyunca, sınırlarım dahilinde tur attı. Sorna ürkek ürkek geldi, yapabileceğim bişi var mı diye sordu.
Sweeney Todd'u sinemada 3, toplamda 4 defa izledim.
Aylar sonunda, sonunda ağladım.
kendimi acayip bi şekilde kendim hissediyorum.
Dün ve bugün o igrenç trafik, o iğrenç insanlar, her şeyin iğrençliği yüzünden bok gibi hissettim. They all deserve to die/Tell you why, Mrs. Lovett, tell you why/Because in all of the whole human race Mrs. Lovett there are two kinds of men and only two/There's the one staying put in his proper place and one with his foot in the other one's face/Look at me, Mrs Lovett! Look at you!/ No, we all deserve to die/ Even you, Mrs Lovett, even I! gibi.
Dün Pi'deki ca:nım insanlardan biri Noldu sana ya çok kötü görünüyorsuuuun dedi. Oha. O kadar belli oluyor mu diye bağırmak istedim. İçtim yerine. Bana elma yolladılar böyle ben istemeden. Bak mutlu edici bişi.
Bi de, bugün trafiğe küfrederek otobooooooos beklerken ben biri adımı çığırdı uzun uzun. Bi baktım Pi'deki barmenlerden biri. Gel bizimkiler Taksim'e gidiyo istersen sen de onlarla git didi. Eheh diye bindim. Bi baktım tüm Pi. Oha. Oha dedim, tabi çok kaba oldu. Oysa benim için oha bi sevinme ünlemidir. Tabi kim bilsin beni.
Neyse işte, son iki günde Osman haricinde beni bi bu olay mutlu etti sanırım.
Teşekkür teşekkür tısekkuredriiiiiiim dedim içimden onlara.
Sonra tekrar gri bana gülümsedi.
Hayır diyemedim.
Hayat ne boktan bişi.
There's a hole in the world like a great black pit, and it's filled with people who are filled of shit, and the vermin of the world inhabit it
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:43 PM
2 kisi lafa karisir
Cumartesi, Şubat 16, 2008
Sultanahmet kazıları
http://sultanahmet.aktivistanbul.org/
Sultanahmet'te kazı pek kolay yapılamamakta.
Niye?
. Üstüne zaten şu an kullanılan yapılar teeee ne zaman yapılmış (Eski Sultanahmet Cezaevi, şimdiki Four Seasons, Eresin Crown, civardaki tüm halıcılar ve hatta şu an kendisi bir tarihi eser olan Sultanahmet Camii) ve yıkılmıyor, yıkılamıyor, oralara yapılması ne kadar saçma ise artık yıkılması da o kadar saçma.
. Yeni bir şey yapılırken şaaaar üstüne beton dökülüyor ki elimizden almasınlar diye düşünüyor mülk sahipleri. Buna daha çok Güney sahillerimizdeki blokblokbloklardan oluşan sitelerin yapımında şahit oluyoruz. Ya da o kadar hızlı yapıyorlar ki şahit bile olamıyoruz.
Diğer sebepler daha teknik.
Sultanahmet bildiğimiz ve gördüğümüzün ötesinde acccccayip bir yer. Bir halıcıya giriyorsunuz altında Mamboury kalıntıları, a-aa. Bir halıcının bahçesine bakanlıktan yazı asılmış Magnaura Sarayı'nın kalıntıları bunlaaar diye. Eresin Crown yapılırken ortaya çıkarılan Bizans kalıntıları/buluntuları otelde sergilenmekte şu an. Yani bir Cami bir Ayasofya iki de sarnıçtan ibaret değil kendisi. Çarpık çurpuk acayip bir yaşanan tarih haline gelmiş.
Misal, halıcının biri otopark olarak kullandığı alanı genişletip vitrin yapmak istiyor. A-a bi aralık, a-aa ne var orda? Ve saray kalıntısı.
Şimdi bu halıcı ne yapmalı?
.Kimseye haber vermeden betonla filan üstünü kapasa? Hmm.
.Bakanlığa filan haber verse?
Yetkililere haber veren insan, onlardan hiçbir yardım göremeyeceğini biliyor. Kazı parası filan cebinden. Ama o alanı kullanmak istiyor, o zaman çelik konstrüksiyonlar kullanıyorlar. Yapıya zarar vermeden alan yaratmak için. Zira adamın mülkü haline gelmiş bir yer. A devlet alsın bana ne bana ne diyebiliriz, e o zaman da insanlar bulduğunu söylemeden tammamen yok ederler. İyi niyetin karşılığı mülkünü kaybetmekse, adam kötü niyetli olur. Kimse duymaz, kimse bilmez, gürültü kopmaz.
Four Seasons şu an kapısında welcome to the prison diyerek müşteri karşıladığı Eski Sultanahmet Cezaevi'nde yeni yeni alanlar yaratmaya çalışıyormuş. Görmedim. Duydum ama görmedim. Bu yeni alanların altında kalıntılar heba olacakmış.
Şimdi üzgünüm ama Four Seasons yok etmez diye düşünmekteyim. Çelik konstrüksiyonlar kullanacağını duymuştum ben. Ayrıca şu an zaten adamlar böyle bir kalıntıyı restore edip kullanmaktalar. Yani buna kopmayan patırtı gürültü niye aynı işlemin tekrarlanmasına kopuyor?
Ha devlet gelir restore eder, gül gibi bakar bakanlık. Tamam derim eyvallah. Ama şu an, bakımsızlıktan çökmek üzere olan kalıntılar var. Anlamıyorum.
Yani ben müze anlayışına bile ters bakan biriyim. Gelir getirebilecek okul binalarının satılması fikri de, Haydarpaşa'nın otel olsun para kazandırsın konusu yapılmasını da tiksintiyle karşılıyorum. Ama önce Four Seasons'a ver orayı, adam zaaaaten bu şekilde kullanıyor da, şimdi birden bağrışsın birkaç kişi?
Ben de anlamıyorum. İmzalasam mı, imzalamasam mı bilmiyorum da. İmzalasam, çifte standart: Bu yöntemi kullanan birçok yer var biz niye Four Seasons peşindeyiz. İmzalamasam, ya gerçekten mahvederlerse?
(Ehem öhöm, Yarcan bilir. Yarcan'a sormak gerek.)
Hani buralar kara kalplilerle dolu olmasa utanıcam kendimden de, acaba yeni Four Seasons boğaza açılacak diye mi kopuyor bu fırtına.
Üzgünüm, ben dört yıl önce küresel ısınma ama ıy bıy derken bu kadar ses olmuyordu, şimdi birden baprış çağrış oluyorsa onun da insanların topyekün bilinçlenmesinden değil de daha çok birilerinin bu işten de para kazanabilir hale gelmesine bağlayıveriyorum.
Çözen olmuyor.
Deli gömleğim ve ben kardeş kardeş yaşamaktayız.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
6:06 PM
0 kisi lafa karisir
Ayh biz boşa mı geldik burayaaa?
Efenim bkz: deryik yazmış bi güzel. Ben önümüzdeki hafta köleliğe de yeni bir boyut getirerek çalışacağım için kim bilir ne ara anlatırım. Resimli kitap okumayı sevenler önce deryik sonra benim feysbukumdaki resimlerle idare etsin. Öpücük.
Biz gittik, gördük, (üzüldük), (Konuşkonuşkonuşkonuştuk), geldik.
Bergama güzel bi yer. Batı Anadolu turları haricinde, bence Efes-Kapadokya yanında güzel olabilir. Tabi halkın biraz kanı ağır akıyor, onu hareketlendirmeli; e bir de bizim gibi insanlar tarafından beyin fırtınası ile azcık hız getirilmeli. Yoksa Dost Cafe'deki burda çay yokkkk bura biraaaneeeee diyen adam gibilerle iş gitmez. Ehe çok komik.
Neyse, Pegasus sağolsun otobüs fiyatına uçura uçura getiriyor. O olmazsa saaaten Bergama rüzgarı uçura uçura yollar İstanbul'a. Ayh neyse. Gidiniz, çok gezende azcık kafa varsa çok okuyordur saten; en çok bilen siz olun, biz olalım.
Allianoi'da taksici amca barajı yetiştiremicekler 16 Şubat'a dedi. Böyle içimde bi ses çığlık çığlığa: Ayh biz boşa mı geldik burayaaaağ! Yaşasıın. Hep böyle boşa gelelim. Gelecek sefer turla gelelim. Eheh, ben ayarlıım tur lideriniz olayım gidelim filan. Hani görülecek yer sabit dursun, ben her bişiyi ayarlarım. Tek derdimiz bu olsun.
-
Sevgililer günü'nde geldik. Bakkal'da iki büklüm mini mini bir teyze sevgilinize hediye alın dedi ablamla bana. Anlamadım bi an, bak ben alıcam şimdi bey'e dedi. Peki dedim ben de Osman'a yaş mama verdim.
Bu sabah yine oldukça yaşlı (Benim Hüzünlü Orospularım'dan sonra anlarız ki hiçbir erkek ölene kadar "yeterince" yaşlı değildir. Neyse) bir amca ayhhh yolda ilk gördüğüm kadın sizsiniz dileyin benden ne dilerseniz dedi. Sonra saydı, araba, yat, kat. En gülümser halimden en kaçbabakaç halime döndüm. Öldürürdüm ben o adamı orda.
-
İstanbul'da kar var. Her yer bemmmbeyaz
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:36 PM
0 kisi lafa karisir
Pazartesi, Şubat 11, 2008
Pazar, Şubat 10, 2008
11 OCAK!
Beşiktaş İskele'de olun.
Ben olamıyorum, siz olun.
Lütfen.
Hrant için
Adalet için
Duruşma başlarken orda olun. Bitimine kadar kalın demiyorum (Yok artık) ama bi gidin yahu.
Evde oturarak bişi olmuyo.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:50 PM
kisi lafa karisir
Vatan'ın ekinde gördüm:
Allianoi'un ismi, ören yeri tabelalarından silinmiş BİLE.
Pislikler! iğrençler!
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:48 PM
kisi lafa karisir
Cumartesi, Şubat 09, 2008
Cic-ci
Kafede dünyadan pek haberdar olduklarını düşünmediğim iki kadın üniversitelerin durumunu konuşuyorlardı.
Hii, Boğaziçi'ne öğrenci yerleştiriyor F. Gülen hiii yapıyorlardı. Bilgi'yi ise yine Gülen amca (ağlayan nar gibi oldu) almış hiiii diyorlardı.
Kafede üniversitelerden pek haberdar olmadıklarından emin olduğum çalışanlar benim (gibilerin) beyninin yıkandığını (hem de bunun üniversite yönetimi tarafından filan ypıldığını) söylüyorlardı.
Hii, gençler ateist, gençler cahil, gençlik kayıp... Hiii...
Bi acayip geliyor tüm bunlar.
*
Yazının tamamını okumadım ama Ahmet Altan, o romanlarını hiç sevemediğim yazarın Taraf,'taki köşe yazısının başlığını okudum ve hak verdim o başlığa: Şeriat isteyeni de bölücülük yapmaya çalışanı da bırakacaksın, yapsın. Zira düşüncelerin yasaklarla yok edilemeyeceğini kaç yüzyıl sonra anlayacağız, bilemiyorum.
*
Bir de mümkünse o laiklik nedir desem din devlet işleri ayrım hı hı diyecek bilinçsiz laiklerden oluşan güruh benim ateist beynimin laik ordu yüzünden lisede din derslerine maruz bırakılmasının hesabını sorsun. Laik ordudan. Laikliğin yılmaz savunucusundan. Kimliğimdeki DİN kısmı için de bi hesap soruveriniz lüffen.
Çaylar benden.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
5:42 PM
kisi lafa karisir
Cuma, Şubat 08, 2008
OSMAN
Osman çok ilginç bi kedi. Penguen'de bi karikatür vardı, kedi sahibine bişiler diyodu bizim dilimizde. Sahibi de dönüp ulan ne mrmr yine ne diyosun sen ya diyodu. Kedi de kahretsin be yine olmamış diyordu. Bence o kedi Osman.
Osman mütemadiyen miyavlayan bi yaratık. Gel diyorsun gelirken miyavlıyor. Eve geç gidiyorsun suratını öte yana çevirip miyavlıyor. Tarağını gösteriyorsun miyavlayarak yanına geliyor. Maması bitiyor, miyav miyav. Suyu kirleniyor miyav. Dün gece mumluklarımdan birini yeni IKEA kitaplığımın 5. rafından aşağı atarak kırarken de mırlıyordu.
Ben bir anneyim sanırsam. Kafffam delicesine iyiydi, nasıl yattığımı bilmiyorum; susadım diye 10 ltlik damacanayı ağzıma dayayıp içmişim hatırlamıyorum; ama bir kırılma sesi ve Osman mırıltısı beni o derin ve bişicik hatırlamaz uykumdan uyandırıyor. Gerçi temizlemedim, üzerine bişiler yığdım Osman kendini yaralamasın diye. Sonra yattım yine. Ama uyanmak ve bunu düşünmek de bişi.
Osman diyordum... Osman onunla ilgilenmezsen küser. Hayatımdaki her insan gibi gidip Sercan'ı kıskandı misal. O varken bi an bile durmadan miyavladı, Sercan evden çıktı Osman gelip yanıma yattı horuldayarak (evethorluyor) uyudu.
Osman onunla ilgilenirsen şımarır. Tara beniiiğ der hep gözünün içine bakar.
Ama Osman insana pusu kurar. O sıkıştırılmamış kartopu göbeğini açıp beni seeeğv der (mırmırtorhor) göbeğine dokunduğun an bi geçirir ki inanamazsın.
Ve Osman kurnazdır. Onu kucağıma alıp sevip okşakyıp ardından ilaç yutturmaya kalktığımda önce direnmiş, sonra yutkunmuş ya da daha doğrusu beni yutkunduguna inandırmış, sonra ben onu rahat bırakınca bana kötü kötü bakıp ilacı tükürüp 2 gün kucağıma gelmemiş bi kedidir.
Osman ben ders çalışırken sevmediğm bişiyi yapmayayım diye kitaplarımın üzerine yatar.
Ben gece kitap okurken de 21.5 yıldır beklediğm gibi gelir kucağıma kıvrılır. Bu sırada gözüne ışık giriyorsa bi patisiyle gözlerini kapar. Ciddiyim bunu yapar.
Sabah kahvaltısını hazırlamamı bekler (Bu noktada ortalama yurdum erkeğini örnek almasını hala hazmedemiyorum. Ehe) Ama çok acıkmadığı sürece bu sırada miyavlamaz. Üstüme çıkar pencereden dışarı bakar. Bu evde başımı masama doğru verdiğim için genelde gözlerimi açtığımda masadan sarkıp gözlerini gözlerime dikmiş bi Osman'la karşılaşıyorum. Çok acıkmışsa bağırır çağırır, lüffeeeen der.
Mesela tatil günlerimde saatim çalmadan asla miyavlamazken alarm çalmaya başladıktan sonra beni uyandırma amaçlı bıdırdar.
Beni delirtebilecek gibi olduğu tek nokta gece gidip kumunu ya da mama kaplarını eşelemesi. Zeminde o kadar kötü bi ses çıkarıyor ki, dayanılmaz. Ama ben ignore tuşuna basıyorum, yastığı kafama bastırıp uyuyorum.
Osman'ı böyle böyle herkese anlatıyorum. Ama güzel kedi yahu. Sevilmeyecek gibi değil. Vallahi. Aşık mı oldum nedir?
Bi itiraf: Misal şimdi Osman hakkında yazıyorum ya, nasıl gülümsüyorum anlatamam. Onu düşünmek beni mutlu ediyor. Ona şarkılar söylüyorum you make me happy when skies are gray diyorum. Bursa'dayken de sevdiğim zülfünü kimler tarıyor'u söylüyordum. Çünkü Osman çok tüylü bi kedidir ve hep taranmak ister.
Canım oğluşum benim.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:18 PM
kisi lafa karisir
Perşembe, Şubat 07, 2008
Maaşa 23 gün. Geçer, geçer. Sayılı gün geçer. Avans yok raki, avans yok.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
2:02 AM
0 kisi lafa karisir
Çarşamba, Şubat 06, 2008
Ayh canım insanlar, beni buna da mecbur ettiniz ya, alacağınız olsun.
Bir önceki yazıdaki konuşmaya kıraathane kültürü dememe alınmış bir arkadaşım. Adını vermemi ister miydi, isteseydi yorum bırakırdı diye demiyorum.
Bilirsiniz ben Yarcan'ı çok severim. Yoksa ne işim olacaktı o masada? Değil mi?
Farkındaysanız bir önceki yazıda birkaç üniversiteli (TDKya bakıyoruz, üniversite öğrencisi demekmiş bu kelime) insanların düşüncelerini eleştirmiştim, ucundan. Yarcan'a laf söylemem, canımız ciğerimiz. Yazımı ona karşı saygısızlık olarak almayınız. Yazıda var olmayan şeyi kendi akıllarınızda yaratmayınız.
Evet, beynimde oluşan tek çağrışım oydu. Öyle düşünüyorum, o yüzden söylüyorum. Ben tahmin ediyorum ki Yarcan düşündüğümü gizlediğimi öğrense üzülürdü gerçekten. Ama benim yazdıklarıma üzülür mü, işte orasını bilemem. Ama sanmam da.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
4:47 PM
0 kisi lafa karisir
Salı, Şubat 05, 2008
halouuuuuuuuuuuu
Dinlediğinize inanma eğiliminizden çok okuduğunuzu anlama yeteneğinize güvenmek istiyorum gençler.
*
Bu lafı dün gece rakı masasında Kürtler'i PKKlılar olarak genellemekten tut, iki taraf da ölüyor savını şehit ailesine anlatamazsın biri martyr (hay allahım bildiğin şehit işte, ingilizce yazınca da içi boş.) (buradaki martyr pkklılar için kullanılıyor) diğeri görev icabı ölüyorlara, türbanlı herkesten saat kurulmuş gibi nefret etmelere, Cumhuriyet (ki kendisinin yayın politikasını pek sevmem.) tek gazete kaldı diyebilmelere (Efenim Taraf dedik, bilmiyormuş. Birgün dedik, hıı adını duymuş. E hadi Radikal de dedik de hemen Aydın Doğan diyebilsin diye.) birçok şey duydum.
Tam bir kıraathane muhabbeti. Caner bu kadar umutsuz bakma dedi bir an yüzümü görünce. Tam bir tüm gün kıraathanede okey oynadıktan sonra sıkılmış biraz gazete karıştırmış (Neyse en azından Hürriyet değil okunan gazete, buna sevinebilir hale getirdiniz beni ey insanlar) ve tivi izledikten sonra düşünce yaratmış (sıçmış ya da, bilemiyorum) gibi.
gibi gibi.
Hele Perihan Mağden filan yazıyor, evet marjinal düşünce (Barış demek bu topraklarda çok marjinal bi düşünce azizem. Demeliyiz ki operasyon, hani şu 20 yıldan uzun süredir bi bok yapamamış operasyonlar devam etsin.) ama gerçekçi değil...
E kadın en biz ağızlı yazıyor diye anlayabilmişiz marjinal!!! olduğunu. Aç bi iki sayfa önce Murat Belge... Onu anlayamayız belki de. Bu kafa onu anlamaz. Anlar mı?
Anlasın.
Anlar anlar.
Orta olsun bizim olsun, Türkerciğimizi okuyalım bari. Hani maksat gaste okumaksa. Bari seçici olalım.
Hele Güney meydanda militanların adı DA yazıyor diye mezar taşlarında. Xilal yazmamalı. Bak o Zekeriya olsaydı ve ölseydi yazılabilirdi. Ama bir ayrılıkçı KÜRT. Aman tanrım daha kötü ne olabilir.
Birileri kan istiyor. Hadi dökülsün de görelim mi diyelim. Bu Cumhuriyet kafası beni sinirlendiriyor. İki uç gözü bi bok görmezlik. Türbancılar neyse onlar da aynı çizgide. Sevemiyorum.
Ama işte ölsünler gebersinler de diyemiyorum.
Neyse bunu bi ara diğer siteye yazıcam. Üniversiteli at gözlüğü takarsa. Üniversiteli akademik bilgiden bunca yoksun kalırsa. Benim milletim derse durmadan. Falan filan.
*
Bu arada ölmüyorum. Tahriş olmuşum öksürükten. Kan tükürmem bundanmış. Daha bir süre tepenizde vızıldayacağım.
Hem insanlar dizanteri olup hala ölmüyorlar. Tıp ne yazık ki çok ilerlemiş. Ben tabi ki yaşayacağım. Hehe.
Göndereceklerim gitmeden ben buraya kazık çakarım. Baykal'dan beter olurum.
Baykal demişken bu sabah bi yerlerde Kuran'da türban yazmıyiiiiiiiiiiiiiii diye çığırıyordu. Ders çalışmış. Aferin sana Denizcan. Aferin küçüğüm. Oturabilirsin.
Sıfır.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
9:00 PM
0 kisi lafa karisir
Pazartesi, Şubat 04, 2008
Pazar, Şubat 03, 2008
Allianoi, Bergama
Bundan tam 7 gece sonra yola çıkacağım, 10 Şubat'ta. Allainoi'ya.
Bundan yaklaşık 12 gün sonra onun yok olacağını bilmek! 16 Şubat! Baraj su tutmaya başlayacak. Ca:nım Allianoi yok olacak. Kelimeler anlamsız geliyor. Göreceğiz, göremeyeceğiz. En çocuk aklı cümleler.
Yarın Allianoi kitaplarımı alacağım. Gitmişken Bergama'yı, yeni Atina diye bilinen yerleri de göreceğim. Sahi ya, Bergama'nın bu kadar ünlü bir antik kent olduğunu kim biliyor? Niye kimse bilmiyor? Niye Efes bu kadar ünlüyken ca:nım Bergama üvey evlat?
Neyse.
Ablama doğumgünü hediyesi verecektim. Onla gitmeyi planlıyordum. Sonra biraz önce nette bir zıpır daha gördüm, hemen sataştım. Kim ki o? Kim hemen tav olup gidelim buralardan der ki?
Bi düşünün bakayım blog camiası?
Siz de olmak ister misiniz bilmem ki
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
10:30 PM
kisi lafa karisir
Kanlı balgam
Dramatize etme yeteneği Küçük Emrah'la köreltilmiş bir neslin üyesi olarak ben bugün, biraz önce gittiğim ve gözlerinde erimek istediğim doktora
nnnnölecek miyim nndoktor? diye sormak isterdim. (Kartal Tibet'i de severiz. Küçük Emrah'ın yerini tutamaz ama...)
*
Tipine göre insan seçmek acayip bir şey. Önümde birbirini iterek küçük bir kurtçuk klanını andıran topluluğa acayip gözlerle bakan ben'im işimin kurtçuklar bu şekilde başarıya ulaşabilecek olsalar sonsuza kadar sürmesi gerekirdi. Oysa durum farklıydı. Kapının yanında usul usul doktorcivanım'ı beklerken sürüyle gelip kapıdan sızmaya çalışan insanları engelleyen bir görevli vardı.
Doktorun gözleri delicesine güzeldi. ki bilirsiniz tipe göre insan seçenlerden değilimdir.
*
Röntlendim. Röntgenlendim. Tişörtüm kalabilirmiş. Oysa son röntgen çekilirken olmayan memelerimi kimse görüyor mu diye telaş yapmıştım. On yaşında filandım hrhalde. Ehehe.
*
Tüm bunlara sebep, bugün kafede burnumu silmenin ötesine geçip öksürürken kan tükürmem oldu. ki ben balgam sökemeyen, aynı sebeple Matü'nün Fransızca R sesi çıkarmam için bana anlattığı yolları anlamamış biriyimdir. Yumurta kapıya dayanınca oluyormuş. BÖHÖHÖHHÖ
*
Eve geldim. Yemek yedim. Taksiye bindik. Taksicinin sigarasını söndürttük. Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nin ACİL'ine kapak attık. Ben tüm doğrucu vatandaş havamda ama benim acillik ne işim var ki? Yani hani diyelim ki 21. yy'da verem olan biriyim, yani erken teşhis kavramında bir gecenin ne önemi olur ki? Son gecemde huzurla öksürsem, nursuzlukla yanımda sigara içirmesem? diyordum.
Annem yarın gelirsek en geç 6'da sıraya girmiş olmamız gerektiğini söyleyince sieee dedim. Özel hastane karşıtıyım. Özel okul karşıtı olduğum gibi. gibi gibi.
*
Doktorcivanım yerine yaşlı ve yurdumamcası olan doktor tarafından muayene edildim. Yine 8 9 yaşlarındaydım herhalde, soğuk geliyor diye sobanın yanında muayene edilmiştim. Şımarık değildim, hasta hasta üşümek istemiyordum. (ehe ehe ehe)
*
Neyse sonuçlar bir röntgenden ibaretti. Gribal enfeksiyon. İlaç yazayım dedi. NO THANKS dedim. Annem bi antibiyotik yazsınlar oh mis cümlesinde hala. Antibiyotik ise... ASLA. dedim. Annem gözlerinde ama ya ciğerlerin kötüyse? NOW or NEVER? diye baktı, NEVVVVVVVVVVEEEEEEEEEER.
Zira devlet hastanesinde bin tane tahlil filan olmuyor. Sürekli kan tükürür, ince hastalığa tutuldum dersek filan gideriz. Zaten annem beni sırtladığı gibi gerekirse hastaneye yatırır.
*
Her şeye para ödemeye öyle bi alışmışız ki, biraz önce röntgen için filan para almadıklarında bi şaşırdım, bi şaşırdım. şaşırmama şaşırdım sonra. Şaşkın şaşkınım
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:57 PM
2 kisi lafa karisir
Cuma, Şubat 01, 2008
Geçen gün biri benim 86lı olmam nedeniyle hoş görülmem gerektiğini söyledi laf arasında. Ne dediğinin bile farkında değildi. 82liydi ve dünyanın çoğunluğuyla uyum içindeydi.
Geçen gün biri benim türban konusundaki görüşleri için fff tamam konuşmayalım dememe karşı (issstemiyorum konuşşşşmak. türban. mürban. Yazmak da istemiyorum.) hmm bölümün neydi? Turizm dimi? Ondan... dedi.
Bu aşağılık bişi. Yani yaşına ve bölümüne göre önyargı yumağı olmak. Bu kriterleri çoğaltabiliriz. Bana son zamanlarda denk gelen bunlar.
Benim de ikinci paragraftaki arkadaşıma aynı aşağılık halle "yesss... sen Sabancı'da üç sene geçirdin ve bugün okuldan kaydını sildirdin. Derslerden alacağını almış olmalısın ki bursunu tamamen kaybedecek hale gelecek kadar kötü bi performans sergiledin" demeliydim.
Üçüncü aşağılık yol: Notla insan değerlendirmek.
Dördüncüsü: Kendini kötü hissettiği anda kötü hissettiği yoldan saldırmak.
Sustum o yüzden. Aynı yola girmek istemedim.
Sidikli Kontes
Böyle de Hifirdar
8:59 PM
2 kisi lafa karisir


